Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2006/4870 E. 2006/8635 K. 29.05.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/4870
KARAR NO : 2006/8635
KARAR TARİHİ : 29.05.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, dava dışı üçüncü şahsın davalı şirkette olan 1.450.000.000 TL alacağını 27.6.2003 tarihli temlik sözleşmesi ile temlik aldığını, temliknamenin 29.6.2003 tarihli APS ile davalıya tebliğ edildiğini, ayrıca durumu fax yazısı ilede davalıya bildirdiğini, paranın ödenmemesi sonucu 10.7.2003 tarihli ihtar gönderdiğini, ancak temlik eden firmanın alacağı üzerine bir başka şahsın alacağından dolayı bloke konulduğunu belirten davalının takibede itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini istemiştir.
Davalı şirket, davacının temlik sözleşmesini kendilerine ihtar ile göndermesinden önce, temlik eden firmanın istihkakı üzerine bir başka icra dosyası üzerinden haciz konulduğunu, temlik sözleşmesini davacının ihtarı ile öğrendiklerini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, temlik sözleşmesinin 29.6.2003 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, 1.haciz ihbarnamesinin ise 4.7.2003 tarihinde yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının 27.6.2003 tarihli temlik sözleşmesi ile dava dışı firmanın davalı şirkette olan alacağını temlik aldığı ve bu temlik sözleşmesinin 29.6.2003 tarihinde davalı şirkette resepsiyon görevlisi olarak çalışan İsa Adıgüzel’e tebliğ edildiği alaşılmakta olup, bu husus taraflar arasındada ihtilafsızdır. 7201 sayılı Tebligat Kanununun 12. maddesine göre hükmü şahıslara tebligat yetkili mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır. Aynı kanunun 13.maddesine görede, tebliğ yapılacak bu kişiler herhangi bir sebeple mutat … saatlerinde işyerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamıyacakları bir halde oldukları takdirde tebliğ orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Tebligat Tüzüğünün 18.maddesinde de selahiyetli kişilerin bulunmadığının tebliğ mazbatasında gösterilmesi lüzumu hüküm altına alınmıştır. Yukarıda anılan mevzuat hükümleri uyarınca yapılmayan bir tebligatın hüküm ifade etmesi mümkün değildir.Mahkemece buhususta kapsamlı bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Mahkemenin değinilen bu hususları gözeterek, davacı tarafından davalıya gönderilen APS iletisinin Tebligat Yasasının 12 ve 13 Maddelerine ve Tebligat Tüzüğünün 18. maddesine uygun şekilde davalı şirkete tebliğ edilip edilmediğini araştırması, ayrıca davalının savunmasında bahsi geçen Kuşadası İcra Müdürlüğünün 2003/2293 sayılı da
osyasıda getirtilerek bu dosyadan davalıya çıkartılan 1.haciz ihbarnamesinin davalıya hangi tarihte tebliğ edildiğinin saptanması gerekir. Araştırma ve inceleme sonucunda, davacının gönderdiği APS iletisinin davalı şirkete usulüne uygun tebliğ edilmediği ve davalıya, davacının gönderdiği 10.7.2003 tarihli ihbarın tebliğ tarihinden önce temlike konu miktar için 2003/2293 sayılı icra dosyasından 1.haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiğinin saptanması halinde davanın reddine, aksi halde şimdiki gibi kabulüne karar verilmesi gerekir. Mahkemece değinilen bu yönler gözardı edilerek eksik inceleme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle;temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 29.5.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.