Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2008/3441 E. 2008/4781 K. 08.04.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3441
KARAR NO : 2008/4781
KARAR TARİHİ : 08.04.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı temsilcisi tarafından, davalı aleyhine 14.03.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 02.05.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R

Dava; yayla olduğu iddia edilen çekişmeli taşınmaza ait tapu kaydının iptali ve özel siciline bu niteliği ile işlenmesi istemi ile açılmıştır.
Mahkemece, dava kabul edilmiştir.
Hükmü, davalı … idaresi temyiz etmiştir.
Gerçekten, 4342 sayılı Mera Kanununun 3.maddesinde yapılan tanıma göre yayla; çiftçilerin hayvanları ile birlikte yaz mevsimini geçirmeleri, hayvanlarını otlatmalarını ve otundan yararlanmaları için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerlerdir. Mera, yaylak ve kışlakların özel mülkiyete geçirilmesi, amacı dışında kullanılması, kazandırıcı zaman aşımı ile mülk edinilmesi olanaksız bulunduğu gibi, sınırlarının daraltılması da mümkün değildir.
Davalı … idaresi savunmasında; çekişmeli taşınmazın yayla ile bir ilişkisi olmadığını, vakıfname kapsamında kaldığını, esasen bu konuda kesinleşmiş yargı kararı olduğunu savunmuştur. O yüzden, taşınmazın kamu malı niteliğindeki yayla özelliği taşıyıp taşımadığının saptanması, eldeki davada önem kazanmaktadır.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden, dava konusu taşınmazın kadastro sırasında gerçek kişi adına tespit edildiği, davacı Hazine’nin parselin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla Kadastro Mahkemesine dava açtığı, yapılan yargılama sonucu Kadastro Mahkemesince çekişmeli yerin özel mülkiyete konu olan yerlerden olduğunun saptandığı, Hazinenin davasının reddedildiği, hükmün Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Görülüyor ki, taşınmazın nitelik belirlemesi Kadastro Mahkemesince yapılmış ve özel mülkiyete konu yerlerden olduğu saptanmıştır. Her ne kadar … idaresi Kadastro Mahkemesinde taraf değil ise de Kadastro Mahkemesinin hükmen yaptığı saptama, eldeki davayı da etkiler ve kesin delil teşkil eder. Böyle olunca, dava konusu parselin artık yayla olarak nitelendirilmesi ve kabul edilmesi olanaklı değildir.
Mahkemece, bu tespitler doğrultusunda davanın reddi yerine istem hüküm altına alındığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 08.04.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.