Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/5449 E. 2013/16999 K. 07.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/5449
KARAR NO : 2013/16999
KARAR TARİHİ : 07.11.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık müdafiinin temyiz isteminin mahkumiyet kararlarına yönelik olduğu, sanık … hakkında verilen beraat kararının temyiz edilmediği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; müşteki …’in evlenmek için kendisine eş bulması konusunda tanık …’den yardım istediği, …’te tanıştığı ve hakkındaki evrak tefrik edilen … isimli şahsa konuyu bahsettikten bir süre sonra, adı geçen şahsın tanık …’e haber vermesi üzerine müştekiler ve tanığın, Erciş’te buluştukları … ve bayanın akrabası olarak tanıtılan yine hakkındaki evrak tefrik edilen … isimli şahısla birlikte bayanın bulunduğu Doğubeyazıt ilçesine gittikleri, burada kızın babası … olarak kendisini tanıtan sanık … ve kızın abisi … olarak tanıtan … ile tanıştıkları, …’ya ait eve gittikleri, fikir ve eylem birliği içerisinde hareket eden sanıklardan … ve …’nın olaydan önce sanık … ile birlikte …’nun evine geldikleri ve …’yı eve bıraktıkları, daha sonra evde … olarak tanıtılan … ile müşteki …’in görüşerek anlaşmaları üzerine başlık parası pazarlığı yapıldığı ve 5000 TL’ye anlaşıldığı, ertesi gün bankadan para çeken müşteki …’in 5000 TL’yi …’a verdiği, sanık …’ın isteği üzerine alışverişe çıkıldığı ve …’ya müşteki …’in abisi müşteki … tarafından ziynet eşyası ve kıyafet alındığı, daha sonra sanık …’yı da alıp dönmek için otobüs firmasından bilet alınıp beklendiği esnada, bayanın dayısının oğlu … olarak tanıtılan sanık …’ın müştekiler, tanık … ve sanık … ile birlike gitmek üzere geldiği, …’ın kendisine verilen başlık parasından 1000 TL’yi sanık …’ye verdiği, otobüsün Erzincan’da mola verdiği tesiste yemek yenildiği sırada sanık …’nin başının ağrıdığını hava alacağını söyleyerek dışarı çıktığı, sanık …’nın da lavaboya gitmek istediğini belirttiği, müşteki … kendisini lavabonun önünde beklerken içeride kıyafetlerini değiştirip gözlük takan …’nın lavabodan çıkarak daha önceden tesise getirilip bırakılan sanık …’a ait … plaka sayılı otoya binerek sanık … ile kaçtığı ve müştekilerin şikayeti üzerine Erzurum istikametine giderken yakalandıkları, sanıkların iştirak halinde hileli hareketlerle müştekilerden haksız menfaat temin ederek dolandırıcılık suçunu işledikleri anlaşılmakla, atılı suçtan ayrı ayrı mahkumiyetlerine dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Sanıklar …, … ve …’ın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nın 231/6. maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dosya içerisindeki adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanıklar … ve … hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi ve suçta kullanılan ve sanık …’e ait olduğu anlaşılan … plaka sayılı otomobilin müsaderesi yerine, kayıt malikinin farklı olduğu gerekçesiyle iadesine karar verilmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiinin ve sanık …’ın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanıkların bir bütün halinde tek eylem olarak evlenme bahanesi ile müştekilerden evlenmenin hazırlığı kapsamında çeyiz oluşturmak üzere aldıkları haksız menfaatin değişik zamanlarda alınan haksız menfaat olmadığı gözetilerek, 5237 sayılı TCK’nın 43. maddesindeki zincirleme suç düzenlemesinin şartları gerçekleşmediği gözetilmeden, sanıklara verilen cezadan TCK 43. madde uyarınca artırım yapılması,
2-Sanıklar … ve … hakkında hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafii ve sanık …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.