YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/7126
KARAR NO : 2013/18193
KARAR TARİHİ : 21.11.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunda, başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyetliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikayet üzerine, cezalandırılmaktadır. Zilyetlik rızayla faile devredilmelidir.
Sanık …’ın katılan … Dış Ticaret ve Tekstil Sanayi Ticaret Anonim Şirketi’nde ithalat uzmanı olarak çalışırken, şirkette daha önce çalışan sanık … ile anlaşarak, katılan şirketin, ithal ettiği malların tahliyesi malı getiren firmaya ait olmak üzere çalıştığı halde, sanık … Haspolat’ın yetkilisi olduğu … Uluslararası Taşımacılık Limited Şirketi (… Şti.) tarafından tahliye hizmeti verilmiş gibi, gerçekte hiç bir hizmet karşılığı olmayan ve … Şti tarafından sahte olarak düzenlenen faturalara karşılık, katılan şirketin gümrük müşavirliğini yapan … Gümrük Müşavirliği Anonim Şirketi aracılığı ile katılan şirketten tahsilat yapıldığı, tahsilatı alan … Şti yetkilisi sanık … Haspolat’ın bu paranın 1/4’ünü kendi uhdesinde tutup, 3/4’ünü sanık …’ın yanında çalışan ve sanıklarla fikir ve irade birliği içerisinde hareket eden sanık …’nin hesabına aktardığı ve buraya gönderilen paranın diğer üç sanık tarafından paylaşıldığı ve bu şekilde sanıkların iştirak halinde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve özel belgede sahtecilik suçlarını işlediklerinin iddia edildiği somut olayda; mahkemenin gerekçesinde zararın 146.328,53 TL olup, son işlemin 31.05.2005 tarihi olduğunu belirten 20.04.2009 tarihli bilirkişi raporunu hükme esas almasına rağmen, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve özel belgede sahtecilik suçlarında son işlem tarihinin katılanın iddiası gibi 2005 yılının ikinci yarısına tekabül ettiğinin, yine bahse konu raporda bu hususta açık bir tespit olmamasına rağmen, “… Şti’nce gemi tahliye ücret faturası olarak düzenlenen faturaların bir hizmet karşılığı faturalar olmadığı, zira mallarin gemi tahliye ücretlerinin ödenmiş olarak ithal edildikleri, bu nedenle faturaların karşılıksız sahte
faturalar oldukları”nın kabul edilmesi, sanık savunmaları, dosya kapsamı değerlendirildiğinde gerçeğin kuşkuya yer vermeksizin tespiti için, sanık …’ın şirketteki yetki ve görevlerinin tam olarak tespiti, limana gelen malların teslim alınması ve bu hususta yapılacak masrafları belirleme, çalışılacak kişileri tespit etme ve fatura tanzimini isteme yetkisi bulunup bulunmadığı, sanık …’ın savunmasında geçen ve dosya içerisinde örnekleri bulunan katılan şirket tarafından gönderildiği iddia edilen ve limana gelen malın sanık …’ın yetkilisi olduğu … Şti.’ne teslimini belirten talimatların katılan şirketten sorularak, talimattaki imzaların tarih itibariyle yetkili kişiye ait olup olmadığının araştırılması, dava konusu 74 adet faturanın temsil ettiği alış-verişin gerçekten tahliyesi armatöre ait olarak mı alındığı, yoksa katılan tarafından tahliye işlemi yaptırılıp yaptırılmadığı, yaptırılmış ise kime yaptırıldığı, suça konu faturaları ödeme yetkisinin kime ait olduğu, … Gümrük Müşavirliği Anonim Şirketi yetkililerinin konuya ilişkin ifadeleri de alınarak gerektiğinde adı geçen şirketlere ait defter kayıt ve belgeleri ile 74 adet faturanın temsil ettiği alış-verişe ilişkin evraklar üzerinde dış ticaret uzmanı, maliye ve muhasebe uzmanı bilirkişi heyetinden rapor aldırılıp, son işlem tarihinin de kesin olarak tespiti ile suç tarihinin ve uygulanacak kanunun belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre,
Sanıklara güveni kötüye kullanma sucundan verilen sonuç hapis cezasının 2 yıl 1 ay olması gerekirken yazılı şekilde 2 yıl 6 ay hapis cezası olarak fazla ceza tayini,
Kısmi ödeme nedeniyle sanıklar hakkında etkin pişmanlığa ait TCK 168. maddesinin uygulanmasına, katılanın rızasının olup olmadığı sorulmadan bu maddenin uygulanmasının reddine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.