Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/9375 E. 2013/20228 K. 17.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9375
KARAR NO : 2013/20228
KARAR TARİHİ : 17.12.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının,ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.

Katılan …’ın kimlik bilgilerini taşıyan açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen bir kişinin sahte olarak düzenlenmiş nüfus cüzdanı ile 25.06.2007 tarihinde Bakırköy 33.Noterliğine müracaat ederek, yine açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen sahte olarak … … adına düzenlenmiş kimlik taşıyan sahsı vekaletname ile vekil tayin ettiği, bu şahsın katılan …’a ait Kartal Aşağı mah.146 parsel sayılı taşınmazın satışı konusunda gazeteye ilan verdiği, Adana’da oturan sanığın, … ismini kullanan kişi ile gazetedeki telefon numarası ile irtibata geçerek gayrımenkulün 250.000 TL ye satışı konusunda anlaştıkları, sanığın bu şahısla İstanbul 2. Noterliğinin 03.07.2007 tarihlinde 13625 yevmiye no ile gayrimenkulün satışı konusunda gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yaptıkları ve bu şahsa sanığın 50.000-TL kaparo verdiği, aynı kişinin bakiye paranın alınması halinde gayrimenkulün tapudan satışının yapılabilmesi için İstanbul 2.Noterliğinin 03.07.2007 tarihli 13624 yevmiye nolu vekaletnamesi ile Av. …’u vekil tayin ettiği, sanığın bakiye parayı 05.07.2007 tarihinde ödeyerek, Av….’un kendisine … … tarafından verilen bu vekaletnamedeki yetkiye istinaden gayrimenkulü tapuda sanığa devrettiği, sanığın söz konusu gayrimenkulü yine açık kimlik bilgileri ile adresi tespit edilemeyen seyyar olarak emlakçılık yapan … isimli kişi aracılığı ile Pendik’te inşaat işi yapan … isimli kişiye gayrimenkulü almak isteyip istemediği hususunda faks çektikleri, … isimli şahsın bu durumla ilgilenmeyerek kendilerini diğer katılan …’a yönlendirdiği, … ismini kullanan kişinin … isimli diğer bir kişi ile birlikte katılan …’ın … yerine geldiği, birlikte tapu ve belediyeye gittikleri, katılanın tapuda araştırma yaptırdığı, Av. … ile telefonda görüştükleri ve yaptığı araştırmaya istinaden gayrimenkulü satın almaya karar verdiği, … ve sanık …’ın birlikte tapuya geldikleri, sanığın gayrimenkulü 330.000-TL bedelle … a’a 23.07.2007 tarihinde sattığı, sanığın dolandırıcılık kastı ile hareket ederek katılan …’ın anılan gayrimenkulünü kimliği tespit edilemeyen meçhul şahıslardan düşük fiyata satın alıp, kısa süre sonra diğer katılan …’a daha yüksek bir fiyata sattığı iddia edilen olayda, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından, sanığın savunmasında “Adana’da müteahhitlik yaptığını, gazete ilanı üzerine suça konu arsayı almak için İstanbul’a geldiğini, 250 bin TL ye satın aldığını, 330 bin TL ye sattığını”, satın alan katılan …’nın ise “arsayı 360 bin TL ye aldığını” beyan etmesi karşısında taşınmazın değerinin ve beyanlar arasındaki çelişkinin araştırılması gerektiği, bu nedenle sanığın müteahhit olup olmadığı, hangi gazetedeki ilan üzerine hangi telefonlarla … kimliğini kullanan şahısla irtibat kurduğunun sorularak

teyidi için ilgili kurum ve kuruluşlara yazı yazılması, arsanın satılmasına aracı olan Avukat …’un mahkemede tanık olarak dinlenmesi ile hakkında katılan … vekilinin şikayeti sonucu başlatılan soruşturma ile Noter ve Tapu Müdürlüğünde yapılan işlemler nedeniyle haklarında soruşturma başlatılan tapu müdür, memur ve noterler hakkındaki soruşturma dosyalarının akıbetinin araştırılarak anılan dosyaların celp edilip incelenerek, dosyalarda dava açılıp karar verilmemiş ise birleştirilmesi hususunun düşünülmesi, karar verilmiş ise ilgili belgelerin onaylı suretlerinin dosya arasına alınıp toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan … vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.12.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.