Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/5888 E. 2012/37851 K. 24.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/5888
KARAR NO : 2012/37851
KARAR TARİHİ : 24.05.2012

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Müteveffaya tahsis edilen emekli maaşının çekilmeye devam edildiği 01.07.2003 ile 01.12.2005 tarihleri arasının suç tarihi olması karşısında; tebliğnamedeki suç tarihinin 25.07.2003 tarihi olduğu kabul edilerek kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine şeklindeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;
Müştekinin babası …’un 28.07.2003’de vefat ettiği ve bağkurdan aldığı emekli maaşını ölenin oğlu sanık … ile torunları … ve …’un bu şahsın ölümünü bağkur Mersin İl Müdürlüğüne bildirmeyerek 01.07.2003 ile 01.12.2005 tarihleri arasında ATM’den bu şahsa tahsis edilen emekli maaşını çekmeye devam ettikleri ve kurumu 14.137, 31 TL /krş zarara uğratarak nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediklerinden bahisle haklarında kamu davası açılmış ise de, sanıkların üzerlerine atılı suçu işlediklerinin sabit olmaması nedeniyle CMK.nın 223/2-e maddesi gereğince ayrı ayrı beratlerine karar verilmesi şeklindeki mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 24.05.2012 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

(Karşı Oy)

KARŞI OY
Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 09.07.2009 günlü iddianamesiyle; müşteki …’un babası …’un Bağ-Kur sigortalısı olarak emekli maaşını almakta iken 28.07.2003 tarihinde vefat ettiği, ölen …’un oğlu olan sanık … ve torunları olan sanıklar … ve …’un bu kişinin ölümünü Bağ-Kur İl Müdürlüğüne bildirmek yerine 01.08.2005-01.12.2005 tarihleri arasında ATM cihazından …’a tahsis edilen emekli maaşını çekmek suretiyle kurumu 14.137 TL zarara uğratmaları nedeniyle TCK. nun 158/1-e. maddesi gereğince sanıkların cezalandırılmaları için kamu davası açılmıştır. Mahkemece, yeterli delil bulunmadığından bahisle beraat kararı verilmiş, katılan kurum vekili ise, sanıkların eylemleri sabit olduğundan cezalandırılmaları gerektiğini belirterek hükmü temyiz etmiştir.
Şikayetçi 09.04.2009 tarihli şikayet dilekçesi ve soruşturma aşamasındaki ifadesinde, babası…’in abisi …’in yanında kalırken 2003 yılında vefat ettiğini, yeğenleri …, …’un babasıyla ölmeden önce ilgilendikleri için bu kişilerin babasının ölümünü Bağ-Kur’a haber vermeyerek ATM kartıyla emekli maaşını çektiklerini bildirmiştir. 04.02.2010 tarihli duruşmada ise, “ Sanık …, babamın ölümünden sonraki bir tarihte ATM kartının kendisinde olduğunu söylemişti. Hala, dedemin maaşını sana vermeyi düşünüyoruz demişti. Bu dava açıldıktan sonra ise, ATM kartının kendisinde olduğunu kabul etmedi. Sanık …’dan şikayetçi değilim, diğer sanıklar …, … hakkında şikayetçiyim.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık …, 14.05.2009 tarihli ifadesinde, bankadan emekli maaşını çekmediğini, babasının yanında kaldığı sırada vefat ettiğini, babasının sağlığında bankamatik kartının yeğeni …’da bulunduğunu söylemiş, duruşmada da suçsuz olduğunu beyan etmiştir Diğer sanıklar da aşamalardaki ifadelerinde aynı şekilde suçlamaları kabul etmemişlerdir.
Bağ-Kur İl Müdürlüğü’ne …tarafından verilen 08.02.2008 tarihli dilekçe içeriğinde, oğlu olan …’un bankadaki maaşı çekmediğini, 6 ay önce Rusya’ya gittiğini ve halen Rusya’da işçi olarak çalıştığını, İç İşleri Bakanlığından sorulması halinde yurt dışında bulunduğunun öğrenilebileceğini belirtip, oğlundan paranın geri tahsil edilmesini kabul etmediğini bildirmiştir.
Katılan kurumun maaşları yatırdığı Vakıfbank Mersin Şubesinden getirtilen Bankomat-724 müşteri ekstresinin incelenmesinde, kurumun …’a ait hesaba 25.07.2003-29.11.2005 tarihleri arasında yatırdığı paraların değişik ATM’lerden çekildiği görülmektedir. Hesaptaki paraların çekildiği ATM’lerin isimleri esas alınarak kaç defa ATM’lerden çekim yapıldığı incelendiğinde, …Şubesi ATM’sinden-9, Adese Mağazası ATM’sinden-7, Büyük Şehir Belediyesi ATM’sinden-6, Toroslar Belediyesi ATM’sinden-4, Bağ-Kur İl Müdürlüğü ATM’sinden-2, …,Şubesi ATM’sinden-1 defa para çekildiği ve özellikle birbirini takip eden aylarda …Şubesi ATM’den 2004 yılı 2-3-4-5. aylar, Adese Mağazası ATM’den 2005 yılı 4-5-8-9. aylar, Büyük Şehir Belediyesi ATM’den 2004 yılı 10-11-12-, 2005 yılı 1-6-7. aylar maaşlarının alındığı anlaşılmaktadır.
Öncelikle, katılan …’un 04.02.2010 günlü duruşmadaki, ATM kartının Yahya’da olduğuna dair anlatımı ve dosyada mevcut Bağ-Kur İl Müdürlüğü’ne verilen 08.02.2008 tarihli dilekçede doğrultusunda, sanık …’un suç tarihleri arasında Rusya’da işçi olarak çalışıp çalışmadığı hususunun araştırılması, ATM’lerden işlemlerin yapıldığı tarihlerde Türkiye’de bulunup bulunmadığının açık bir şekilde belirlenmesi, ATM’lerin bulunduğu konum ve sanıkların ev ve işyeri adresleri tespit edilerek yol güzergahları irdelenip, özellikle birbirini takip eden aylarda aynı ATM’lerden para çekilmesi olgusunda sanıkların ATM’lerden çekilen paraların aralarında bölüşümü ile ilgili iştirak halinde hareket edip etmedikleri konusunun tartışılması ve Katılan …’in sanık …’dan şikayetçi olmadığı yönündeki beyanı ile sanık …’un soruşturma aşamasındaki, babasının sağlığında bankamatik kartının yeğeni …’da bulunduğuna ilişkin ifadesi de göz önünde tutarak dosyada toplanan ve açıklandığı üzere toplanması gereken delillerin bir bütün halinde değerlendirilmesinden sonra sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken, delil bulunmadığından bahisle verilen beraat kararının bozulması gerektiği düşüncesindeyim.
Bu nedenle, soruşturmanın tamamlandığı ve dosyadaki mevcut delillere göre beraat kararının onanması yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.