YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25548
KARAR NO : 2013/8891
KARAR TARİHİ : 14.05.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, kendisini emekli savcı olarak tanıtarak katılana kız kardeşini ve baldızını işe yerleştirebileceği vaadinde bulunduğu, katılanın kız kardeşini ve baldızının TC kimlik numaralarını isteyerek aldığı, katılanı telefonla arayarak harç parası olarak 1.100 TL gerektiğini söylediği, katılanın da EFT ile sanığın hesabına 1.100 TL yi gönderdiği, sanığın bu parayı aynı gün çektiği, çektikten sonra yine katılanı arayıp 750 TL daha teminat gerektiğini söyleyerek bu parayı da istediği, katılanın bu parayı da gönderdiği, sanığın yine bu parayı da aynı gün çektiği, sanığın katılandan 405 TL daha istemesi üzerine katılanın durumdan şüphelenerek şikayette bulunması üzerine sanığın emekli savcı olmadığının anlaşıldığı olayda; sanığa atılı eylemin, 5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesinde tarif edilen dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Adli para cezasının 20 eşit taksitte sanıktan tahsiline karar verilirken uygulama yasa maddesinin 5237 sayılı TCK’nın 52/4 maddesi olarak gösterilmemesi, mahallinde düzeltilebilir bir hata olarak görülmüştür.
Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 14.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.