YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25378
KARAR NO : 2013/8918
KARAR TARİHİ : 14.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık (Değişen suç vasfına göre hırsızlık)
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak, hırsızlık suçunun temel şeklidir. Taşınır malın alınmasının suç oluşturabilmesi için, zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Elinde bulunan cep telefonuyla yolda yürümekte olan şikayetçinin yanına yaklaşan sanığın, acil bir konuşma yapması gerektiğini söyleyerek telefonu istediği, kullanıp iade etmek üzere telefonu aldıktan sonra kendi sim kartını takıp bir yeri arıyormuş gibi yaparak sokak üzerinde bulunan bir bahçeye girip ortadan kaybolduğu ve bu şekilde dolandırıcılık suçunu işlediği iddia olunan somut olayda;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 12.06.2012 gün ve 2011/15-440 E; 2012/229 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere; mağdura ait cep telefonunun zilyedliğinin tamamiyle sanığa devredilmemiş olması nedeniyle, hırsızlık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bozma üzerine yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 Sayılı TCK’nın 53/4. maddesi gereğince, kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında aynı maddenin 1. fıkrasında belirtilen hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkrasından 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasıyla ilgili kısmın çıkarılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 14.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.