YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/13144
KARAR NO : 2021/10327
KARAR TARİHİ : 13.10.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVACILAR : …, Orman İdaresi
DAVALILAR : … vd.
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil
K A R A R
Yargıtay bozma ilamında özetle; ” 448, 348, 389, 485, 487, 519 ve 612 parsel sayılı taşınmazların tamamı yönünden eski tarihli belgelere dayalı orman araştırması yaparak taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığının belirlenmesi ve tapu iptali ve tescil yönünden taşınmazların tamamı hakkında hüküm kurulması ve davacı Hazine taşınmazların 2/B’lik alanda kalan kısımları yönünden tarla niteliği ile tescil talebinde bulunduğuna göre, 6292 sayılı Kanun gereği taşınmazların 2/B’lik alanda kalan kısımlarının bulunduğu belirlendiği takdirde, bu kısımlara yönelik Hazinenin davasından vazgeçmiş sayılacağı hususunun gözönünde bulundurulması ile Orman Yönetiminin, kesinleşen tahdide dayalı olarak tapu iptali davası açtığı 485, 519 ve 612 sayılı parsellere yönelik açtığı davalar kesinleşmemiş ise eldeki dosya ile birleştirilmesi hususunun düşünülmesi, kesinleşmiş ise bunlara ilişkin dava dosyaları bu dosya içine getirtilerek o dosyalardaki bilgi ve belgeler de gözönünde bulundurularak oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuş, Orman İdaresinin 348 parsele yönelik kesinleşen tahdide dayalı açtığı tapu iptal davası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne … İli … İlçesi … Mahallesi 131 ada 1 nolu parselin fen bilirkişisinin 20.03.2017 tarihli raporuna ekli krokisinde A harfi ile işaretli 7.349,35 metrekarelik kısmının, 133 ada 121 parselin tamamının ve 111 ada 170 parselin A ile işaretli 2.334,35 metrekarelik kısmının tapu kayıtlarının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21/1. maddesinde; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru, tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır” hükmü yer almaktadır.
Madde metni, iki hali birlikte düzenlemiştir. Bunlardan ilki “adreste bulunmama”, diğeri ise “tebellüğden imtina”dır. Muhatabın adreste bulunmaması halinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30. maddesinin birinci fıkrasında; “Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir..” hükmüne yer verildiği, Tebligat Kanunu’nun ”Tebligat Mazbatası” başlıklı 23. maddesinin 7. bendinde; ”21. maddedeki durumun tahaddüsü halinde bu hususlara müteallik muamelenin yapıldığının, adreste bulunmama ve imtina için gösterilen sebebin tebligat mazbatasına yazılmasının” emredildiği, ”Tebliğ mazbatasında bulunması gereken bilgiler ve tanzimi” başlıklı Tebligat Yönetmeliği’nin 35. maddesinin (f) bendinde ise; ”30. ve 31. maddelerdeki durumların gerçekleşmesi halinde bu hususlarla ilgili hangi işlemlerin yapıldığının, adreste bulunmama ve kaçınma için gösterilen sebebin tebligat mazbatasına yazılacağının” hüküm altına alındığı görülmüştür.
Burada Yönetmeliğin 30. maddesi, tebliğ memuruna ilgilinin neden adreste bulunmadığını “tahkik etme” görevini yüklemiştir. Buna göre tebliğ memuru, tahkik etmekle kalmayıp, tevsike yönelik olarak yaptığı tahkikatın sonucunu Tebligat Kanunu’nun 23/7. ve Tebligat Yönetmeliği’nin 35/f maddeleri gereğince tebliğ evrakına yazacak ve maddede açıkça belirtildiği üzere ilgilisine imzalatacaktır. Ancak bu şekilde, yapılan işlemin, usulüne uygun olup olmadığı, hakim tarafından denetlenebilir. Muhatabın, tebliğ adresinde ikamet etmekle birlikte, kısa ya da uzun süreli ve geçici olarak adreste bulunmadığının, tevziat saatlerinden sonra geleceğinin beyan ve bunun tevsik edilmesi halinde, ancak, maddede sayılanlardan, örneğin muhtara imza karşılığı tebliğ edilip, 2 numaralı fişin kapıya yapıştırılması ve komşunun durumdan haberdar edilmesi işlemlerine geçilebilecektir. Tahkikatta muhatabın adresten kesin olarak ayrıldığının ya da öldüğünün veya tebligatın, tebliğ evrakında belirtilen tarihten önce yapılamayacağının anlaşılması halinde, Tebligat Yönetmeliğinin 30. maddesinin 2., 3., 4. ve 5. fıkraları gereğince işlem yapılacaktır. Bu itibarla; Tebligat Yönetmeliğinin 30. maddesinde öngörülen şekilde ve maddede belirtilen kişilere sorularak imzaları da alınmak suretiyle, imzadan çekinmeleri halinde, bu husus da belirtilerek, Tebligat Yönetmeliğinin 35. maddesi gereğince muhatabın adreste geçici olarak bulunmama sebebi ve tevziat saatlerinden sonra geleceği “tevsik edilmeden”, Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre yapılan tebligat işlemi geçersizdir. Zira bu belgeleme işlemi, devamı işlemleri belirlemesi yanında muamelenin doğru olup olmadığına karar verilmesi yönünden yardımcı olacak ve tebliği isteyen makam ve hakimin denetimini sağlayacaktır. Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre yapılan tebligatlarda tebliğ tarihi, maddenin son cümlesinde açıkça belirtildiği üzere, iki numaralı fişin, yani ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihtir. Tebliğ tarihinin bu şekilde belirlenmesi ve geçerli sayılabilmesi, tebliğ memurunun yukarıda açıklanan araştırmayı mutlaka yapmasına ve belgelemesine bağlıdır.
Somut olayda, davalılardan …’a Tebligat Kanunu’nun 21/1 maddesi uyarınca tebliğ edildiği, tebligat üzerindeki şerhin “Muhatabın adresine gidildiğinde adres kapalı olduğundan isim ve imzadan kaçınan komşusundan soruldu muhatap çarşıda olduğundan Tebligat Kanun’un 21. maddesine gereğince ilgili mahalle muhtarı Asuman imzasına teslim edildi 2 nolu haber kağıdı muhatabın kapısına yapıştırılarak isim ve imzadan kaçınan komşusuna haber verildi” şeklinde olduğu anlaşılmıştır.
Ancak …’a yapılan tebligat bakımından 2 numaralı fişin kapıya yapıştırılması işleminden hangi komşunun haberdar edildiği ismen veya daire numarası belirtilmeden, muhatabın işte olduğunu beyan eden komşunun ismi veya daire numarası tespit edilip imzası alınmadan yapılan tebligat 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1 ve 23/7. maddeleri ile Tebligat Yönetmeliğinin 30 ve 35. maddelerine göre de usulsüzdür.
Anılan tebligatlar yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca usulsüz olduğundan, gerekçeli kararın ve temyiz dilekçesinin davalıya usulüne uygun şekilde tebliği ile tebliğ evrakları dosya içine alınarak temyiz süresinin beklenilmesi,anılan davalının da kararı temyiz etmesi halinde temyiz dilekçesinin hukuki dinlenilme hakkının sağlanması açısından karşı tarafa tebliğ edilmesi ve bu şekilde temyiz ve tebliğe ilişkin usuli işlemlerin tamamlanması için dosyanın İlk Derece Mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, 13.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.