Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2020/7162 E. 2021/5198 K. 13.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/7162
KARAR NO : 2021/5198
KARAR TARİHİ : 13.04.2021

Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

İş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin bozmasına uyularak ilâmda yazılı nedenlerle asıl davada maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, birleşen davada ise maddi tazminat isteminin kısmen kabul ve kısmen reddine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı vekilince istenilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 13/04/2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı adına Av. … ile davacı adına Av. … geldiler. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlerle, temyiz edenin sıfatına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı Kararı).Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 Ankara, 1974, sayfa 395 vd.)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Eldeki davada, mahkemece verilen 25/12/2015 tarihli bir önceki kararın davacı vekili tarafından manevi tazminatın azlığı, davalı tarafından ise maddi ve manevi tazminata yönelik temyiz itirazları yönünden temyiz edilmesi neticesinde (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi’nin 20/12/2016 tarih ve 2016/6950 E- 15320 K sayılı ilamıyla Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu’ndan davalının sürekli iş göremezlik oranına yönelik olarak ileri sürdüğü somut itirazları karşılar nitelikte rapor alınması, usuli kazanılmış hak çerçevesinde 17/07/2013 tarihli bilirkişi kusur raporuna göre hüküm kurulması, maddi zarar hesaplanmasında da pasif dönemde esas alınması gereken ücretin asgari geçim indirimsiz asgari ücret olduğu dikkate alınarak bu miktar üzerinden hesap yapılması yönlerinden kararının bozulduğu, bozmadan önce hükme esas alınan 02/07/2015 tarihli hesap raporunda işlemiş (bilinen) dönem sonu olarak 31/12/2015 tarihi esas alındığı, davacı vekilin bu rapora göre ıslah talebinde bulunduğu ve bu rapora itibar eden mahkeme kararını davacı vekilinin maddi tazminat yönünden temyiz etmediği, dikkate alındığında işlemiş (bilinen) dönem sonu tarihi yönünden davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu anlaşılmakla beraber, bozmaya uyan mahkemece yapılan yargılamada hesap bilirkişiden alınan hükme esas 29/01/2019 tarihli hesap raporunda işlemiş (bilinen) dönem sonu tarihinin 29/01/2019 tarihi olarak esas alınmak suretiyle maddi tazminat alacağının hesap edildiği anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak iş, davacının mahkemece verilen bir önceki kararı temyiz sebebi ile kararın bozulma sebepleri gözetildiğinde, davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak doğrultusunda, davacı lehine maddi tazminatın hesabında işlemiş devre sonu olarak 31/12/2015 tarihini esas almak, bu tarihten sonra yürürlüğe giren asgari ücret değişikliklerini de rapora yansıtmamak suretiyle bir önceki bozma kararı gereğince esas alınması gereken hesap verilerini dikkate alarak yaptırılacak hesabı hükme esas alarak davacının maddi tazminat alacağı hakkında bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde temyiz eden davalıya iadesine, davalı lehine takdir edilen 3.050,00 TL vekalet ücretinin ise davacıya yükletilmesine 13/04/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.