YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/10161
KARAR NO : 2021/12742
KARAR TARİHİ : 27.09.2021
Kasten yaralama suçundan suça sürüklenen çocuk …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-e, 31/3, 62/1 ve 52/2. (2’şer kez) maddeleri uyarınca 2 kez 2.000,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına dair Selendi Asliye Ceza Mahkemesinin 16.11.2017 tarihli ve 2017/127 Esas, 2017/193 Karar sayılı kararının 12.12.2017 tarihinde kesinleşmesini müteakip, suça sürüklenen çocuğun denetim süresi içerisinde 11.06.2020 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine hükmün açıklanmasına ve 5237 sayılı Kanun’un 86/2, 86/3-e, 31/3, 62/1. ve 52/2. (2’şer kez) maddeleri uyarınca 2 kez 2.000,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına ilişkin Selendi Asliye Ceza Mahkemesinin 17.12.2020 tarihli ve 2020/155 Esas, 2020/173 Karar sayılı kararlarına karşı Adalet Bakanlığının 08.04.2021 tarihli ve 2021/2008 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.06.2021 tarihli ve 2021/51418 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 23. maddesinde yer alan “Çocuğa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda, Ceza Muhakemesi Kanunundaki koşulların varlığı halinde, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Ancak, bu kişiler açısından denetim süresi üç yıldır.” şeklindeki düzenleme karşısında, Selendi Asliye Ceza Mahkemesinin 16.11.2017 tarihli ve 2017/127 Esas, 2017/193 sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuğun beş yıl süreyle denetime tabi tutulmasına karar verilmesinde isabet görülmemiş ise de, anılan mahkeme kararının 12.12.2017 tarihinde kesinleştiği ve ihbara konu Selendi Asliye Ceza Mahkemesinin 01.10.2020 tarihli ve 2020/112 Esas, 2020/101 Karar sayılı dosyasında suç tarihinin 11.06.2020 olduğu ve 3 yıllık denetim süresi içerisinde işlenmiş olması karşısında, Selendi Asliye Ceza Mahkemesinin 16.11.2017 tarihli ve 2017/127 Esas, 2017/193 sayılı kararı ile belirlenen denetim süresinin kanun yararına bozma incelemesine konu edilmeksizin yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre,
1) 02.12.2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253. maddesinin 1. fıkrasına eklenen (c) bendinde yer alan “Mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlar.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, somut olayda suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçun uzlaşma kapsamında kaldığı cihetle, 5271 sayılı Kanun’un 254. maddesine göre dosyanın öncelikle uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
2) 5395 sayılı Kanun’un 35. maddesinde “(1) Bu Kanun kapsamındaki çocuklar hakkında mahkemeler, çocuk hakimleri veya Cumhuriyet savcılarınca gerektiğinde çocuğun bireysel özelliklerini ve sosyal çevresini gösteren inceleme yaptırılır. Sosyal inceleme raporu, çocuğun, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin mahkeme tarafından takdirinde göz önünde bulundurulur. (2) Derhal tedbir alınmasını gerektiren durumlarda sosyal inceleme daha sonra da yaptırılabilir. (3) Mahkeme veya çocuk hakimi tarafından çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılmaması halinde, gerekçesi kararda gösterilir.” hükmü yer almasına rağmen, suça sürüklenen çocuk hakkında 5395 sayılı Kanun’un 35/1. maddesine göre sosyal inceleme raporu alınmadan veya aynı maddenin 3. fıkrasına göre bu yönde inceleme yaptırılmamasının gerekçesi de kararda gösterilmeden hüküm kurulmasında isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararların bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı bulunan 5237 sayılı TCK’nin 86/2, 86/3-e maddelerinde düzenlenen silahla kasten basit yaralama suçunun uzlaşma kapsamında bulunduğu ve taraflara soruşturma ve kovuşturma aşamalarında usulüne uygun olarak uzlaşmak isteyip istemediği sorulmadığı anlaşılmakla; suça sürüklenen çocuk ile mağdurlar arasında 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253 ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesinde isabet bulunmamaktadır.
Ayrıca, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.11.2018 tarihli ve 2016/6-986 Esas, 2018/554 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, suç tarihinde 15-18 yaş grubunda olan suça sürüklenen çocuk hakkında, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35/1. maddesi gereğince sosyal inceleme raporu aldırılmadan veya aynı maddenin 3. fıkrasına göre bu yönde inceleme yaptırılmamasının gerekçesi kararda gösterilmeden hüküm kurulması da isabetsizdir.
Bu nedenle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünceler yerinde görüldüğünden; Selendi Asliye Ceza Mahkemesinin 17.12.2020 tarihli ve 2020/155 Esas, 2020/173 Karar sayılı kararlarının 5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesi gereğince KANUN YARARINA BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.09.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.