YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4185
KARAR NO : 2012/5880
KARAR TARİHİ : 24.04.2012
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Davacı tarafından, davalılar aleyhine 11.03.2011 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 23.11.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, yüklenicinin yaptığı temlik işlemine dayanarak 169 ada 10 sayılı parsel üzerine inşa edilen binanın B Bloktaki 18 numaralı bağımsız bölümünün adına tescilini istemiştir.
Davalı arsa sahipleri, davada dayanılan sözleşmenin kendilerini bağlamayacağını, davalı yüklenici ise davanın reddi gerekeceğini savunmuştur.
Mahkemece, davacının adi ortaklardan biri olduğu, tek başına bu davayı açamayacağı, aktif dava ehliyetinin yokluğundan bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Davalılar arasındaki 19.04.2007 tarihli sözleşme, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesidir. Bu tür sözleşmeler, sözleşmenin yüklenicisine kişisel hak sağlar. Yüklenici sözleşmedeki edimlerini yerine getirdiğinde kazanacağı kişisel hakkını doğrudan arsa sahiplerine karşı ileri sürebileceği gibi, üçüncü bir kişiye de temlik edebilir. Bir tanımlama yapmak gerekirse alacağın temliki, alacaklı ile onu devralan üçüncü şahıs arasında borçlunun rızasına ihtiyaç göstermeden yapılabilen ve sadece kazandırıcı bir tasarruf işlemi niteliği taşıyan şekle bağlı bir akittir.
Davada dayanılan 05.06.2008 tarihli sözleşme de Borçlar Kanununun
162. vd maddeleri uyarınca yapılmış bir temlik sözleşmesidir. Bu sözleşme ile yüklenicinin, içlerinde davacının da bulunduğu 6 kişiye yapımını üstlendiği binadan 30 ayrı bağımsız bölüm satışı yaptığı görülmektedir. Bu sözleşmenin temlik alacaklıları 18.06.2008 tarihinde sözleşmeyi tasfiye etmişler ve davacıya diğerleri dışında çekişme konusu yapılan 18 numaralı bağımsız bölüm bırakılmıştır. Aralarındaki ilişki adi ortaklık ilişkisi de olsa, Borçlar Kanununun 535. maddesinin 4. fıkrasına göre bütün şeriklerin ittifak etmesiyle şirket tasfiye edilerek sona ermiştir. Dolayısıyla, davacı adi şirketteki tasfiye payına dayanarak eldeki davayı açabilir. Kısaca, davacının aktif dava ehliyeti bulunmaktadır.
Mahkemece yapılması gereken iş, tarafların iddia ve savunmalarına göre çekişmenin esasını incelemek, ulaşılacak sonuç dairesinde bir hüküm kurmak olmalıdır.
Değinilen yönün gözardı edilmesi doğru olmadığından, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 24.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.