Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2021/15477 E. 2021/19054 K. 10.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15477
KARAR NO : 2021/19054
KARAR TARİHİ : 10.11.2021

Nitelikli hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığını ihlal etme suçlarından sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-h, 143/1, 116/4, 119/1-c ve 62/1. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis ve 1 yıl 8 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/11/2015 tarihli ve 2015/370 esas, 2015/1235 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 01/06/2021 gün ve 9249/2021 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23/06/2021 gün ve 2021/73647 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre;
1- Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 29/06/2020 tarihli ve 2020/5826 esas, 2020/6444 karar sayılı ilamında “28.06.2014 tarihli 6545 sayılı Yasa ile değişik 5237 sayılı TCK’nın 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırı dikkate alınarak, 5271 sayılı CMK’nın 150/3 ve 196/2. maddelerii uyarınca … zorunlu müdafii atanması gerektiği gözetilmeden, sanık müdafiinin hazır bulunmadığı duruşmada sanığın savunması alınarak aynı Kanunun 188/1 ve 289/1-e maddesine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, Bozmayı gerektirmiş… ” şeklinde belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerine temas eden hırsızlık suçundan yargılanan sanığın savunmasının, baro tarafından zorunlu müdafii atanmak suretiyle alınması gerektiği gözetilmeksizin, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- Anılan kararın adı geçen sanığın iştirak halinde atılı suçları işlediği diğer sanık … tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 08/02/2021 tarihli ve 2020/22845 esas, 2021/1647 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçuna ilişkin olarak, sanığın eylemini gerçekleştirdiği yerin mağdurun beyanı ve olay araştırma tutanağı içeriğine göre depo olarak kullandığı anlaşılmakla; söz konusu yerde herhangi bir ticari faaliyetin sürdürülüp sürdürülmediği, bu yerde iş yeri sahibinin ya da işçilerin sürekli bulunup bulunmadığı kesin olarak belirlenip, gerektiğinde mahallinde yapılacak keşif ile suça konu yerin iş yeri vasfında olup olmadığı belirlendikten sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiğinin gözetilmemesinde,
Kabule göre de;
3- Nitelikli hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçlarına ilişkin olarak, kamera kayıtlarına göre sanıkların araçla olay yerine geldikleri saatin 18:00 olarak tespit edildiği, ancak suç tarihinde güneş batış saatinin 17:49 olduğu ve 18:49 itibariyle gece sayılan zaman diliminin başladığı dikkate alındığında, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 143 ve 116/4. maddelerinin uygulanmasına dayanak delillerin nelerden ibaret olduğu denetime olanak verecek şekilde kararda gösterilmeden eylemin gece gerçekleştiği kabul edilerek sanık hakkında fazla ceza tayin edilmesinde, isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
1-15/06/1949 gün, 1948/4 esas ve 1949/2 karar sayılı İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca “Tevhidi içtihat kararlarına dayanılarak daha önce müstekar bir surette tatbik olunan içtihatlar dairesinde muhkem kaziye teşkil etmiş olan kararlar hakkında karar tahsisi yoluna gidilemeyeceği” şeklinde yer alan hüküm uyarınca içtihat değişikliklerinin kesinleşmiş kararlarda geriye yürümeyeceği ilkesi nedeniyle, sanık …’a zorunlu müdafii atanmaksızın yapılan yargılama sonucu verilen kararda bir isabetsizlik görülmemesi nedeniyle (AYDIN) 1. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 30/11/2015 tarihli ve 2015/370 Esas – 2015/1235 Karar sayılı karara yönelik (1) numaralı kanun yararına bozma isteminin REDDİNE,
2-Sanık hakkında mahkemenin 30/11/2015 tarihli kararıyla hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından mahkumiyet kararı verildiği, diğer sanık müdafinin kararı temyiz etmesi üzerine Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 08/02/2021 tarihli ve 2020/22845 esas, 2021/1647 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere;
“1-Sanığın eylemini gerçekleştirdiği yerin mağdurun beyanı ve olay araştırma tutanağı içeriğine göre depo olarak kullandığı anlaşılmakla; söz konusu yerde herhangi bir ticari faaliyetin sürdürülüp sürdürülmediği, bu yerde iş yeri sahibinin ya da işçilerin sürekli bulunup bulunmadığı kesin olarak belirlenip, gerektiğinde mahallinde yapılacak keşif ile suça konu yerin iş yeri vasfında olup olmadığı belirlendikten sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,
2-Kamera kayıtlarına göre sanıkların araçla olay yerine geldikleri saatin 18:00 olarak tespit edildiği, UYAP sisteminden elde edilen verilere göre suç tarihinde güneş batış saatinin 17:49 olduğu ve 18:49 itibariyle gece sayılan zaman diliminin başladığı dikkate alındığında, sanık hakkında TCK’nın 143. ve 116/4 maddelerinin uygulanmasına dayanak delillerin nelerden ibaret olduğu denetime olanak verecek şekilde kararda gösterilmeden eylemin gece gerçekleştiği kabul edilerek sanık hakkında fazla ceza tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle isteme uygun olarak BOZULMASINA,” karar verilmesi nedeniyle, bu sanık hakkında da hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçlarından bozmada belirtilen sebeplerden dolayı kanun yararına bozma yasa yoluna gelindiği anlaşılmış ise de; 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 325. maddesi gereğince Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 08/02/2021 tarihli yapılan bozmanın hükmü temyiz etmeyen sanık …’a sirayet edecek olması, sirayet hükmünün uygulanması için temyiz etmeyen sanığın talepte bulunmasına gerek olmaması, kanundan kaynaklanan bir durum olması, özel daire bozma kararında sirayetin belirtilmemesinin kanuni bir eksiklik olmayıp, bu hususun yerel mahkemece kendiliğinden gözetilip uygulanabileceği ilkeleri gereğince mahkemenin bu sanık yönünden sirayet sebebiyle yeniden duruşma açarak bozmada belirtilen ve kanun yararına bozma yasa yoluna gelen sebepleri sanık hakkında uygulayabilecek olması, kanun yararına bozma yasa yolunun uygulanabilmesi için hukuka aykırılığın giderilebilmesinde başka bir hukuki yolun olmaması gerektiğinden, belirtilen bozma sebeplerinin kanun yararına bozma gerekçesi yapılamayacağından (AYDIN) 1. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 30/11/2015 tarihli ve 2015/370 Esas – 2015/1235 Karar sayılı karara yönelik (2) ve (3) numaralı kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 10/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.