Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2020/16012 E. 2021/22887 K. 15.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/16012
KARAR NO : 2021/22887
KARAR TARİHİ : 15.12.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : İftira, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Sanık hakkında katılan …’a yönelik iftira suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık ve Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılan temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanığın hakkını aradığına, verilen kararın haksız olduğuna, kastının bulunmadığına ve lehine olan hükümlerin uygulanmadığına; Cumhuriyet Savcısının ise adli sicil kaydına göre lehe hükümlerin uygulanmasına engel teşkil edecek mahiyette sabıkası bulunmayan sanık hakkında lehe hükümlerin tartışılmamasının usul ve yasaya aykırı olduğuna yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2- Sanık hakkında katılan … ve şikayetçi …’ya kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik Cumhuriyet Savcısı ve sanık tarafından yapılan temyiz taleplerinin incelenmesinde;
TCK’nın 128. maddesinde düzenlenen ve Anayasanın 36. maddesiyle de güvence altına alınan iddia ve savunma dokunulmazlığı; şahısların yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde, serbestçe ve hiçbir endişenin etkisi altında kalmaksızın haklarını özgürce iddia edebilmeleri veya kendilerini savunabilmeleri imkanının sağlanmasını ifade eder. Eğer böyle bir hak olmazsa, iddia ve savunma serbestçe yapılamayacak ve söylenmesi gereken, cezai yaptırıma maruz kalma korkusuyla ifade edilemeyeceğinden, yapılan yargılama sonucunda hedeflenen, “gerçeğe ulaşma” ve “adaletin gerçekleşmesi” de söz konusu olamayacaktır.
Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere; iddia ve savunma hakkının kullanılması bağlamında, kişiler açısından somut isnat ifade eder nitelikte maddi vakıaların ortaya konulması ya da kişilerle ilgili olumsuz değerlendirmelerde bulunulması mümkündür. Bu somut isnatlar veya olumsuz değerlendirmeler, iddia ve savunma hakkının kullanılmasıyla ilişkilendirilememesi durumunda, hakaret veya iftira suçunu oluşturur.
İddia ve savunma kapsamında, kişilerle ilgili olarak bulunulan somut isnatların yapılan olumsuz değerlendirmelerin uyuşmazlıkla ilişkili olması lazımdır ancak, uyuşmazlığın çözümü açısından faydalı olması aranmamalıdır.
Somut uyuşmazlıkla bağlantılı olmayan isnatlar gerçek olsa bile iddia ve savunma dokunulmazlığının varlığından bahsedilemez. Keza, somut vakalara dayansa dahi uyuşmazlıkla alakası olmayan olumsuz değerlendirmeler açısından iddia ve savunma hakkının kullanılması söz konusu değildir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında oluşa ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın katılan … hakkında 10.06.2014 tarihinde BİMER’e yaptığı başvuru dilekçesinde başka bir manevi tazminat dosyasından bahsederek katılan … ve şikayetçi …’nın yalancı şahitlik yapması nedeniyle aleyhine tazminata hükmedildiğini belirtmesi şeklinde gerçekleşen eyleminin TCK’nın 128. maddesinde düzenlenen iddia ve savunma dokunulmazlığı kapsamında kaldığı ve kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden,atılı suçtan beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
Sanığın polis memurları katılan … ve şikayetçi …’ya yönelik hakaret içerikli sözlerinin görevlerinden dolayı gerçekleşmediğinin anlaşılması karşısında eyleminin TCK’nın 125/1. madde kapsamında kaldığı gözetilmeden sanığın TCK’nın 125/3-a maddesinden cezalandırılması suretiyle fazla ceza tayini,
Yasaya aykırı, Cumhuriyet Savcısı ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 15.12.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.