YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9950
KARAR NO : 2021/12985
KARAR TARİHİ : 04.10.2021
(KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİ)
Katılan …’ü kasten basit yaralama suçundan sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 2.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Dazkırı Asliye Ceza Mahkemesinin 14.01.2015 tarihli ve 2014/124 Esas, 2015/8 Karar sayılı kararının 11.06.2015 tarihinde kesinleştirilmesini müteakip, sanığın denetim süresi içinde 24.05.2018 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine, hakkındaki hükmün açıklanmasına, 5237 sayılı Kanun’un 86/2, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 2.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Dazkırı Asliye Ceza Mahkemesinin 14.01.2020 tarihli ve 2019/367 Esas, 2020/15 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 01.04.2021 tarihli ve 2021/1088 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.04.2021 tarihli ve 2021/47131 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun’u uyarınca öncelikle bilinen son adrese normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi hâlinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, tebligata 7201 sayılı Kanun’un 23/1-8 ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği,
Somut olayda, katılan …’ün Tokat 2. Sulh Ceza Mahkemesince talimatla alınan ifadesinde adresini “Esentepe Mahallesi No:8 İç Kapı N…” olarak bildirmesine rağmen, Dazkırı Asliye Ceza Mahkemesinin 14.01.2015 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararının, “mernis şerhi” düşülmek suretiyle doğrudan “Bosna Hersek Mah. Nergiz Sk. No:5 İç Kapı No:1 Selçuklu/Konya” adresine 7201 sayılı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca tebliğ edilmesi karşısında, öncelikle katılanın bildirdiği en son adrese tebliğ işlemlerinin yapılması, söz konusu tebligatın “iade gelmesi halinde” ise bu kez sanığın “adres kayıt sistemindeki en son yerleşim yeri adresi tespit edilerek” aynı Kanun’un 21/2. maddesine göre tebliğ işleminin yapılması gerektiği, dosyada usulüne uygun bir tebligat bulunmadığı, esasen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin başlamadığı, dolayısıyla denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediği gerekçesiyle açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
TÜRK MİLLETİ ADINA
Sanık hakkında denetim süresi içerisinde suç işlediğinden bahisle hükmün açıklanmasına karar verilmiş ise de; 5271 sayılı CMK’nin 231/8. maddesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanığın tabi olacağı beş yıl süreyle denetim süresi hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usulüne uygun olarak kesinleşmesi üzerine başlar.
Dosya kapsamına göre; katılanın yokluğunda tefhim edilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar, katılanın bildirdiği son adresi “Esentepe Mahallesi No:8 İç Kapı No:2 Dazkırı/Afyonkarahisar” adresi yerine başka bir adrese “mernis adresi” şerhi de yazılmak suretiyle Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebliğ edilmiştir. Tebligatın usulsüz olması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kesinleşmemiş ve denetim süresi de başlamamıştır. Böylece, denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediği gerekçesiyle açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına karar verilmesi isabetsizdir.
Bu nedenle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; sanık …’in katılan …’ü kasten basit yaralamadan Dazkırı Asliye Ceza Mahkemesinin 14.01.2020 tarihli ve 2019/367 Esas, 2020/15 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesi gereğince KANUN YARARINA BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.10.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.