Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2020/4871 E. 2021/10243 K. 09.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4871
KARAR NO : 2021/10243
KARAR TARİHİ : 09.06.2021

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ VE NUMARASI : 11/02/1999 T, 1998/183 (E), 1999/21 (K)
EK KARAR TARİHİ : 19/06/2020
EK KARAR NUMARASI : 2020/251 E. 2020/202 K.
HÜKÜMLÜ : …
MAKTUL : …
SUÇ : Kasten Öldürme
HÜKÜM : Sanık hakkında, 11/02/1999 tarihli, 1998/183 Esas ve 1999/21 Karar sayılı kararın ortadan kaldırılmasına ve sanığın, 5237 sayılı TCK’nin 81/1, 29, 53, 63. maddeleri uyarınca 18 yıl hapis cezası ile mahkumiyetine dair.
TEMYİZ EDENLER : Hükümlü müdafii, katılan, Re’sen

TÜRK MİLLETİ ADINA

Mahalli mahkemece uyarlama yargılaması neticesinde verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Ceza Kanunlarının zaman bakımından uygulanmasına ilişkin kurallar, yürürlükten kalkmış bulunan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2. maddesi ile 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesinde benzer biçimde düzenlenmiştir. Her iki maddede de ceza hukukunun en önemli ilkesi olan, ceza hukuku kurallarının yürürlüğe girdikleri andan itibaren işlenen suçlara uygulanacağına ilişkin “ileriye etkili olma” prensibi ile bu ilkenin istisnasını oluşturan, failin lehine olan Kanunun geçmişe etkili olması “geçmişe etkili uygulama” veya “geçmişe yürürlük” ilkesine yer verilmiştir.
Lehe olan Kanunun belirlenmesine ilişkin olan 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesinde yer verilen, “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir” şeklindeki düzenleme, 23.02.1938 gün ve 23/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve öğretide bu konuda ileri sürülen görüşler birlikte değerlendirildiğinde, lehe Kanunun belirlenmesi amacıyla sabit kabul edilen maddi olaya suç tarihinde yürürlükte bulunan Kanunlar ile sonradan yürürlüğe giren Kanunların hiçbir hükmü karıştırılmadan bir bütün halinde uygulanması ve uygulama sonucunda ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması gerekmektedir.
Buna göre uyarlama yargılamasının konusu, önceki kesinleşmiş hükümde suç oluşturduğu belirlenen olaydan ibaret olup, amacı ise 5252 sayılı Kanunun 9/4. maddesinde belirtildiği üzere; “lehe hükmün belirlenmesi ve uygulanması” ile sınırlıdır. Bu nedenle kesinleşen bir hükümde uyarlama yapılabilmesi için sonradan yürürlüğe giren Kanunun kesinleşen eski hükme göre lehe sonuçlar doğurması zorunludur. Hatta eski ve yeni Kanunların ayrı ayrı uygulanması sonucunda tamamen aynı cezaya hükmedilmesi gerekiyorsa yine uyarlama yapılmasına gerek olmayacaktır.
Diğer taraftan, mahkûmiyet hükmünde değişiklik, yani uyarlama yargılamasında yeni Kanunun lehe sonuç doğurduğu belirlendiğinde, sonraki Kanuna göre uygulama yapılması, aksi belirlendiğinde ise önceki hükümde değişikliğe yer olmadığına, başka bir deyişle “uyarlama davasının reddine” karar verilmesi gerekir.
Bu açıklamalar ışığında inceleme konusu karar değerlendirildiğinde;
Hükümlü … hakkında, resmi nüfus kayıt örneğine göre 16/05/1983 doğumlu olup suç tarihi olan 23/07/1998’de onsekiz yaşından küçük olmakla, 5237 sayılı TCK’nin 6/1-b maddesi gereği “çocuk” olduğu anlaşılan maktul …’e karşı gerçekleştirdiği “kasten öldürme” eylemi yönünden, suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’nin 448/1, 51/1, 31, 33. maddeleri gereği neticeten “18 yıl hapis cezası” ile mahkumiyete hükmedildiği, mezkur ilamın, Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 15/11/1999 tarih, 1999/2782 Esas ve 1999/3719 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği; sanığın yargılama konusu eyleminin, hükmün kesinleşmesinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nin 82/1-e maddesi kapsamında kasten öldürme fiilinin nitelikli halleri arasında düzenlendiği ve fiil için öngörülen temel cezanın “ağırlaştırılmış müebbet” hapis cezasını gerektirdiği, aynı Kanun’un 29. maddesinde yer verilen haksız tahrik düzenlemesi ile de “…. ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla … kadar hapis cezası verilir.” şeklinde ceza indirimi öngörüldüğü, sanık hakkındaki kesinleşmiş hüküm ile haksız tahrik indiriminin 765 sayılı TCK’nin 51/1. maddesi gereği (¼) oranında tatbik edildiği ve sonuç cezanın “18 yıl hapis cezası” olarak belirlendiği; 5237 sayılı TCK’nin 82/1-e ve 29. maddelerinin tatbiki ile belirlenecek sonuç cezanın “24 yıl hapis cezası” olduğu gözetilerek, 5252 sayılı Kanun’un 9/4. maddesi gereği, kesinleşen bir hükümde eski ve yeni kanuni düzenlemelerin ayrı ayrı uygulanması sonucunda eski hükmün lehe olması halinde uyarlama talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nin 81/1. maddesi kapsamında kaldığı yönündeki hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde yeniden hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlü müdafii ve katılanın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 09/06/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.