Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2019/736 E. 2021/3979 K. 30.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/736
KARAR NO : 2021/3979
KARAR TARİHİ : 30.06.2021

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : Samsun 4. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı Samsun Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalılardan işveren Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’ne ait açık su drenaj kanalında diğer davalı yüklenici şirket tarafından “Çarşamba Ovası Sol Sahil Yüzeysel Drenajı İkmal İnşaatı” işinde yapılan çalışmalar sırasında doğalgaz boru hattına zarar verildiğini, maddi zararın müvekkili kurum tarafından giderildiğini belirterek, 128.592 m3 doğalgaz bedeli ve malzeme, işçilik, nakliye giderinden oluşan hasar giderme çalışma masraflarına ilişkin toplam 167.800,50 TL maddi tazminatın 04/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili isteminde bulunmuştur.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesince, kusur ve hesap bilirkişi raporu hükme esas alınarak, davacının olayda kusur ve ihmalinin bulunmadığı, işveren ve yüklenici olan davalıların kusuru ile dava konusu zararın meydana geldiği gerekçesi ile davanın kabulü ile 167.800,50 TL maddi tazminatın 04/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, karara karşı davalılardan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü vekilinin istinaf yoluna başvurması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılardan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmiştir.
11/2/1959 günlü ve 17/15 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının I. bendinde açıkça belirtildiği gibi, bir kamu kurumu tarafından verilen kararlar üzerine plan ve projesine göre bir yol yapılması dolayısıyla evinin duvarı yıkılan veya bodrum katını sel basan, bir su tesisi yapılması neticesinde tarlasındaki sular çekilip ağaçları ve mahsulleri kuruyan veya tarlası ekilemez hale gelen yahut tarlasının kenarından geçen derenin kuruması yüzünden tarlası susuz kalan veya su tesisinin bozukluğu yahut bakımındaki ihmal yüzünden tarlasını sular basıp bu suların getirdiği kumlardan dolayı tarlası artık ekilemeyecek duruma düşen kimsenin uğradığı zararlar gibi zararlar idari kararın ve fiilin neticesinde meydana gelen zararlardır. Zira bir kamu kurumunun görevlerinden olan bir işi yapmayı kararlaştırması idari bir karar olduğu gibi, bu kararı yerine getirmek üzere plan ve projeler yapıp o plan ve projeler gereğince işi görmesi de verilen kararın neticesi olan birer idari eylemdir. O halde sözü edilen kararda örnek olarak belirtilen bu eylemlerden doğan zararların ödettirilmesi istekleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesi hükmünce bir tam yargı davasıdır ve bu davalara bakma görevi idari yargı yerine aittir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; işveren olan davalılardan DSİ 7. Bölge Müdürlüğü’ne ait açık su drenaj kanalında diğer davalı yüklenici şirket tarafından sözleşme ile yürütülen “ Çarşamba Ovası Sol Sahil Yüzeysel Drenajı İkmal İnşaatı” işi esnasında davacıya ait doğalgaz boru hattına zarar verildiği iddiasıyla tazminat isteminde bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Davalı DSİ Genel Müdürlüğü bir kamu tüzel kişiliği olup, kural olarak işlem ve eylemleri kamusal nitelik taşır. Somut olayda, davalı DSİ Genel Müdürlüğü’nün yasa ile kendisine verilmiş bulunan görevi gereği gibi yerine getirmediği ileri sürülmüştür. Görevin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi hizmet kusuru niteliğindedir. İdare’nin hizmet kusurundan doğan zararlardan dolayı, İdari Yargılama Usulü Yasası’nın 2/1-b maddesi gereğince İdare’ye karşı idari yargı yerinde tam yargı davası açılması gerekir. Görev sorunu, açıkça veya hiç ileri sürülmese de kendiliğinden (re’sen) dikkate alınır.
Şu durumda, davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü yönünden dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılardan DSİ Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 373/1. maddesi gereğince kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 30/06/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.