Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/1337 E. 2021/5125 K. 21.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1337
KARAR NO : 2021/5125
KARAR TARİHİ : 21.09.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı alacaklı vekili, borçlu davalı … hakkında takip başlatıldığını, borçlunun alacağı karşılayacak mal varlığı bulunmadığını, alacaklılardan mal kaçırma amacı ile dava konusu taşınmazını diğer davalı …’a devrettiğini belirterek, bu tasarrufun iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemenin davanın reddine dair kararı Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 03.11.2015 tarih 2015/14577 Esas 2015/11498 Karar sayılı ilamı ile Onanmış, daha sonra 20.06.2017 tarih 2016/8016 Esas 2017/7006 Karar sayılı karar düzeltme isteminin kabulü ile 12.11.2015 tarihli haciz tutanağının İİK’nın 105.maddesi anlamında geçici aciz belgesi niteliğinde olduğundan, davanın esasına girilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuş, bozmadan sonra taşınmazın 8.000,00 TL bedelle devrinin yapıldığı, gerçek değerinin 79.200,00 TL olarak belirlendiği, davalı tarafça satış işleminin gerçek bir satış olduğu yönünde dosya kapsamına başkaca bilgi ve belge sunulmadığı, bu itibarla yapılan tasarruf işleminin davalı borçlunun alacaklısından mal kaçırmak amacıyla yapılan ve gerçek olmayan bir devir işlemi olduğu kanaatine varıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İİK’nın 278/2. maddesine göre ivazlar arasındaki fahiş farkın bağış niteliğinde olduğu ve buna göre tasarrufun iptali için aynı maddenin 2. fıkrasında belirtildiği üzere işlemin hacizden veya aciz belgesinden geriye doğru 2 yılı geçemeyeceğinin belirtildiği, somut olayda haczin 18.06.2015 tarihinde yapıldığı iptali istenilen tasarrufun ise 26.02.2012 tarihinde gerçekleştiği dolayısıyla, geriye doğru iki yıllık sürenin geçtiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle mahkemenin bedel farkına ilişkin gerekçesi yerinde değilse de, üçüncü kişinin borçlunun akrabası olduğu ve elden aldığı borcu ödeyemeyince taşınmazını devir ettiği şeklindeki savunmalar dikkate alındığında İİK’nın 280/1 maddesine göre üçüncü kişinin borçlunun içinde bulunduğu mali durumu bilen veya bilmesi lazım gelen kişilerden olduğundan davanın bu gerekçe ile kabulü gerektiği anlaşılmakla, gerekçenin belirtilen şekli
ile düzeltilerek sonuç itibari ile usul ve yasaya uygun kararın ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 640,37 TL kalan onama harcının temyiz eden davalı …’den alınmasına 21/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.