Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/11318 E. 2012/20868 K. 22.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11318
KARAR NO : 2012/20868
KARAR TARİHİ : 22.11.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 20/09/2001 tarihinden itibaren … sigortalısı olmadığının tespitine ve SSK sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

Dava, davacının 22.05.1985 tarihinden itibaren 506 sayılı Yasa kapsamında çalışmaya başladığı 20.09.2001 tarihine kadar olan sürede 1479 sayılı Yasa kapsamında … sigortalısı olduğunun ve 20.09.2001 tarihi itibari ile … sigortalılığının sona erdiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulü ile22.03.1985-19.02.2004 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında, 19.02.2004 tarihinden itibaren de 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğunun ve bu tarihten sonraki 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığının iptaline karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının Şoförler Odası kaydı nedeni ile 22.05.1985 tarihi itibariyle 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı olarak tescil edildiği, Kurum tarafından dava tarihine kadar … sigortalılığının devam ettirildiği, vergi kaydının 19.02.2004 tarihinde sona erdiği, aynı dönemde 20.09.2001 tarihinden itibaren 2007 yılı 12 ayına kadar kesintisiz toplam 2260 gün 506 sayılı Yasa kapsamında çalışmasının bulunduğu, dosyada 1479 sayılı Yasa kapsamında prim ödemesi ile ilgili bilgi bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Gerçekten davacının tespitini istediği dönemle çakışan ve 19.02.2004 tarihine kadar devam eden vergi kaydı nedeniyle … zorunlu sigortalılığı bulunmaktadır. Bu durumda yapılacak iş, “çakışan sigortalılık durumunda” hangi kurumdaki çalışmanın esas alınacağını saptamaktır.
“Çakışan sigortalılık sorununu” gerek 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ve gerekse 1479 Sayılı … Kanunu birbirlerine paralel düzenlemeler ile bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olmasını yasaklayıp sigortalının önceden başlayıp devam ede gelen sigortalılığına geçerlik tanıyarak çözüme ulaştırmaya çalışmışlardır. Yasa sistemimize göre bir kimsenin Sosyal Sigortalar Kurumu kapsamına girebilmesi için hizmet akdine tabi bir işte çalışması yanında başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması gerekir. Anılan yasanın 3. maddesinin I. ( F ) bendinde “Kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanların” ( K ) bendinde ise. “Herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların” sigortalı sayılmayacağı” belirtilmiştir. Aynı şekilde 1479 Sayılı … Kanunu’nun 24. maddesinin I. ve II. Fıkralarında da bir kimsenin … kapsamına girebilmesi için kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlaması yanında. başkaca sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması koşulu getirilmiştir. Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılık mümkün olmayıp, önceden başlayıp devam edegelen sigortalılığa geçerlik tanınmaktadır ( 03.10.2001 gün ve E: 2001/21-627, K: 2001/659 Sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı ). Bu nedenlerden dolayı, davacının önceden başlayıp kesintisiz devam eden vergi kaydı nedeniyle … zorunlu sigortalılığına geçerlilik tanınarak, 22.5.1985-19.02.2004 tarihleri arasında … sigortalısı kabul edileceği ortadadır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde bulundurularak istemin reddine karar vermek gerekirken yazılı gerekçelerle kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 21.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.