Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/1687 E. 2010/9581 K. 28.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1687
KARAR NO : 2010/9581
KARAR TARİHİ : 28.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı; …- … Turizm Otobüs İşletmesi ile davalılar arasında 01.11.1992 tarihli ve diğer davacı şirket ile davalılar arasında ise aynı taşınmazla ilgili olarak 01.11.1998 tarihli kira sözleşmesi düzenlendiğini, davalıların muvafakatı ile boş arsa olarak kiralanan taşınmaza tesisler inşa edildiğini, çıkan ihtilaflar sonrası 16.06.2000 tarihinde icra marifetiyle burasının tahliye edildiğini, davalıların bu tesisleri dava dışı firmaya kiralamak suretiyle aylık 7000 Alman Markı haksız kazanç elde ettiklerini, yapılan tesislerin taşınmaza değer kazandırdığını, gönderilen ihtarata rağmen sonuç alamadıklarını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000. TL’nın, nedensiz zenginleşmenin başlangıç tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar; kira sözleşmesinde yer alan özel hüküm nedeni ile tesisler için bedel talep edilemeyeceğini, kiracının kira borcunu ödememesi nedeni ile icra marifeti ile tahliyesine karar verildiğini, tahliye için gidildiğinde davacının kiracılık hakkını dava dışı V.İ.P isimli firmaya devrettiğini ve karşılığında 72.000 DM aldığını belirlediklerini, iyi niyetli olarak bu firma ile yeni bir kira sözleşmesi yaptıklarını, dava dışı firma tarafından davacıya ödenen
2010/1687-9581
72.000 DM’ın her ay kira bedellerinden kesildiğini, böylece davacının yaptığı tesis üzerinde bir alacağı kalmadığını, belirterek davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece 05.06.2003 tarihli karar ile davanın Zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiş, verilen kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dairemizce verilen 24.10.2005 tarihli karar ile “davanın 10 yıllık zaman aşımına tabi olduğu” gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama esnasında davacı tarafından sunulan 18.04.2006 tarihli ıslah dilekçesi ile; üst yapının sağladığı fazla kira geliri farkı 112.000 TL ye yükseltilmiş ayrıca üst yapı değerinin 90.000 TL olduğu belirtilerek, bu miktar ile birlikte toplam 202.000 TL’ni davalılardan tahsili talep edilmiştir.
Yapılan yargılama neticesinde Mahkemece, Davanın kısmen kabulüne, 80.049 TL. imalatlardan kaynaklanan sebepsiz zenginleşme bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ve kiradan kaynaklanan sebepsiz zenginleşme bedeli olan 28.000 TL.nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davacılar ve davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacıların tüm, davalıların ise aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacılar ile davalılar arasında,davaya konu taşınmazın kiralanmasından kaynaklanan akdi ilişki bulunduğu, bu akdi ilişki çerçevesinde davacılar tarafından, davaya konu taşınmaz üzerinde tesisler inşa edildiği, taraflar arasındaki akdi ilişkinin sona ermesini müteakip, kiralananın inşa edilen bu tesisler ile birlikte dava dışı bir turizm firması tarafından kiralanarak kullanıldığı anlaşılmış olup, bu husus tarafların ve mahkemenin de kabulündedir.
Davacı dava dilekçesi ile; kendisi tarafından kiralanan üzerinde yapılan tesislerin taşınmaza değer kazandırdığını, davalının bu sayede sebepsiz olarak zenginleştiğini belirtmekle birlikte yalnızca bu tesisler nedeni ile davalının fazladan elde ettiği kira gelirine karşılık olmak üzere 1.000.TL’nin davalılardan tahsilini talep etmiş, Bozma ilamından sonra sunduğu ıslah dilekçesi ile ise; bu talebini 112.000 TL’ye yükseltmiş ve fakat tesis bedeli olarak da 90.000 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu’nun 04.02.1948 gün ve 10-3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında
2010/1687-9581
da belirtildiği üzere, ilk hükmün Yargıtay’ca bozulmasından sonra “Islah” kurumundan faydalanmak mümkün bulunmamaktadır. Hal böyle iken mahkemece, dava dilekçesi ile talep edilmeyen tesis bedeli olan 80.049 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Yürürlükte bulunan hukuk sistemimizde akit serbestisi prensibi kabul edilmiştir. Taraflar kanuna, ahlak ve adaba, kamu intizamına, şahsiyet haklarına aykırı olmamak şartıyla aralarında her konuda serbestçe sözleşme yapabilirler. (B.K.19-20md.) Somut olayımızda taraflar arasında imzalanan kira sözleşmeleri de geçerli ve tarafları bağlayıcıdır. Taraflar arasında düzenlenen Kira sözleşmelerine göre “Taşınmazın boş arsa olarak kiralandığı belirtilmekle birlikte, kira müddeti sonunda kiracının boş arsa üzerine yaptıkları için bir bedel isteyemeyeceği, isterse yapıları söküp alabileceği” ayrıca ve açıkça belirtilmiş olup, anılan hüküm nedeniyle davalıların, kiralananın üzerindeki tesis ile birlikte dava dışı şirkete kiralanması nedeni ile sebepsiz yere zenginleştikleri ve fazladan kira geliri elde ettikleri iddiasının kabulü mümkün değildir. Mahkemece bu husus gözetilerek davanın reddi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenler ile davacıların tüm, davalıların sair temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte açıklanan nedenler ile davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz edilen hükmün davalılar yararına (BOZULMASINA), peşin alınan 1.458.80 TL temyiz harcının istek halinde iadesine, 28.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.