Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/6370 E. 2012/5518 K. 20.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6370
KARAR NO : 2012/5518
KARAR TARİHİ : 20.06.2012

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında Bereket Köyü çalışma alanında bulunan temyize konu 111 ada 42 parsel sayılı 9920,37 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine, 113 ada 28, 177 ada 42 ve 193 ada 1 parsel sayılı 8964,50; 3358,35 ve 1296,66 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydı, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine; 189 ada 4 ve 195 ada 8 parsel sayılı 24,64 ve 4440,94 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar ise miras yolu ile gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı … … ve … miras yolu ile gelen hakka dayanarak taşınmazın kök muris… mirasçıları adına tescili istemi ile dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazların veraset ilamındaki payları oranında … … mirasçıları adına tesciline karar verilmiş; hüküm, … mirasçıları davalı … ve paydaşları tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; dava konusu taşınmazların tarafların ortak miras bırakanı …’den kalıp kalmadığı, …’den kalmış ise mirasçılar arasında yöntemine uygun şekilde paylaşılıp paylaşılmadığı noktasındadır. Mahkemece dava konusu taşınmazların tarafların ortak miras bırakanı … …’dan kaldığı ve mirasının paylaşılmadığı kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Dava konusu 113 ada 28, 177 ada 42 ve 193 ada 1 parsel sayılı taşınmazların tespiti, tapu kaydı, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olduğu halde, bu kayıtlar yöntemince uygulanarak kapsamları belirlenmediği gibi tespitleri belgesiz zilyetliğe dayalı olarak yapılan 111 ada 42, 189 ada 4 ve 195 ada 8 parsel sayılı taşınmazların …’den geldiği kabul edildiği halde, davalı taraftan paylaşmaya ilişkin delillerinin sorulup saptanmamış ve taksim konusu yöntemine göre araştırılmamış olduğundan yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz. O halde doğru sonuca ulaşılabilmesi için; mahkemece, dayanılan tapu kayıtlarının kadastro sırasında revizyon görüp görmediği, dayanakları harita ve tescil krokileri bulunup bulunmadığı Kadastro Müdürlüğü ve yerel Tapu Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, varsa revizyon gördüğü parsellere ait onaylı tutanak örnekleri, tutanakları kesinleşmiş ise tapu kayıtları getirtilerek dosya tamamlandıktan sonra, mahallinde, taşınmazların bulunduğu yerleri iyi bilen, elverdiğince yaşlı, tarafsız yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve tespit bilirkişisinin de katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte, varsa tescil krokisi ve haritaları uygulanıp kapsamları 3402 sayılı Kadastro Yasası’nın 20/A maddesi gereğince haritasına göre belirlenmelidir. Tescil krokilerinin olmaması ya da uygulama kabiliyetinin bulunmaması durumunda ise tapu kayıtlarının hudutları okunarak mahalli bilirkişilerce zeminde tek tek gösterilmesi istenilmeli; bilirkişilerin gösteremediği hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli; teknik bilirkişiye, uygulanan tapu kaydının kapsadığı alanı gösteren ve keşfi takibe imkan veren ayrıntılı kroki düzenlettirilmeli; tapu kayıtları dışında kalan taşınmazlar ile tapu kaydına dayalı olmayan taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, hangi tarihten beri, kim tarafından ve ne suretle kullanıldıkları, kullanımın kimden kime geçtiği, taşınmazların tarafların ortak miras bırakanı …’den kalıp kalmadığı, …’den kalıyor olması halinde adı geçenin terekesine dahil olan taşınmazların tüm mirasçıları ya da yasal temsilcilerinin katılımı ile usulüne uygun biçimde paylaşılıp paylaşılmadığı, paylaşma yapılmış ise kimlerin adına tespit edildikleri, kimlerin payına hangi taşınmazların düştüğü, akibetlerinin ne olduğu, taşınmaz almayan mirasçısı varsa miras hissesine karşılık ne aldığı, çekişmeli taşınmazların başka bir surette davalı tarafa geçip geçmediği gibi hususlar tek tek maddi olaylara dayalı olarak mahalli bilirkişi ve davacı tanıklarından sorulup saptanmalı; bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, gerektiğinde beyanlar arasındaki çelişkiler yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli; tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde tüm tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek çelişkinin giderilmesine çalışılmalı; bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi; kabule göre, kadastro hakiminin 3402 sayılı Yasa’nın 25/son maddesi gereğince miras uyuşmazlığını çözüp, mirasçılık belgesi verebileceği ve hangi payın, kimin adına tescil edileceğini açıkça gösterecek şekilde infazı mümkün doğru sicil oluşturma zorunluluğu bulunduğu göz ardı edilerek, kararın eki olmayan ve dosyada da bulunmayan veraset belgesine atıf yapılmak suretiyle infazda kuşku yaratacak şekilde karar verilmesi de isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 20.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.