YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7684
KARAR NO : 2012/5656
KARAR TARİHİ : 21.06.2012
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
KANUN YOLU : TEMYİZ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında Çobanköy Köyü çalışma alanı içinde temyiz istemine konu 127 ada 83 parsel sayılı 12.550,77 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, davalı … adına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tespit edilmiştir. Davacı …, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedenine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne; çekişmeli 127 ada 83 parsel sayılı taşınmazın 13.07.2010 günlü fen bilirkişi krokisinde (B) harfi ile gösterilen 5.399,85 metrekare yüzölçümündeki kısmının davacı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Anaysasının 36. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde adil yargılanma hakkına yer verilmiştir. Adil yargılanma hakkının garantileri arasında “aleni yargılama ilkesi” ve “hukuki dinlenilme hakkı” da yer almaktadır. Anılan prensiplerin amacı, yargılama sürecini ve kararın verilişini kamu denetimine açık tutmak suretiyle adaletin yerine getiriliş biçimini görünür kılmak, kamu eliyle karar verme sürecini denetleyerek kişinin adil yargılanma hakkını güvence altına almak ve adalete güveni korumaktır. Anılan prensipler, mahkemelerce duruşmada tefhim edilen hüküm sonucu ile gerekçeli kararın uyumlu olmasını zorunlu kılmaktadır. Nitekim, 10.04.1992 tarih 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Bileştirme Kararı ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388 ve 389. maddeleri ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı …K’nun 298. maddesi hükümleri de gerekçeli kararın, tefhim edilen kısa karara uygun bulunmasını gerektirmektedir. Ne var ki, mahkemenin 21.12.2010 tarihli son celsesinde tefhim edilen kısa kararda “çekişmeli 127 ada 83 parselin davacı adına tesciline” karar verildiği halde gerekçeli kararın hüküm fıkrasında, “127 ada 83 parsel sayılı taşınmazın 13.07.2010 tarihli fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen kısmının davacı adına tesciline” karar verilmek suretiyle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmıştır. Mahkemece, gerekçeli karar ile kısa karar arasında çelişki yaratılması, adalete güven ilkesini zedelediği gibi, yukarıda açıklanan ve Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı prensibi ile yasa hükümlerine de aykırı olup, isabetsizdir. Kabule göre de 127 ada 83 parselin kalan kısmı hakkında hüküm kurulmaması doğru olmadığı gibi davacı taraftan zilyetlik tanıkları sorulup dinlenmemesi ve tespite aykırı sonuca varıldığı halde tespit bilirkişilerinin tanık sıfatıyla beyanlarına başvurulması gerektiğinin düşünülmemesi ve soyut içerikli bilirkişi beyanlarıyla yetinilmesi doğru değildir. Temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 21.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.