Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/7750 E. 2010/1679 K. 02.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7750
KARAR NO : 2010/1679
KARAR TARİHİ : 02.03.2010

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği nedeni ile 212 ada 7 parsel sayılı 713,65 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, davalı …, 212 ada 17 parsel sayılı 281,41 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz davalı …, 212 ada 8, 213 ada 1 ve 232 ada 12 parsel sayılı 463,27, 843,45 ve 6120,28 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar ise davalı … adlarına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içerisinde irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak çekişmeli taşınmazların kök muris … … mirasçıları adına tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda verilen kesin süre içerisinde keşif masrafları yatırılmadığı gerekçesi ile davanın reddine, çekişmeli taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece verilen süre içerisinde davacı …’nın keşif avansını yatırmadığı, davasını başka delillerle de ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan değerlendirme dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Mahkemece davacının yokluğundaki 26.02.2009 tarihli oturumda “toplam 312,63 TL. Keşif giderinin davacı tarafça en geç keşif gününe kadar mahkeme veznesine yatırılması için kesin süre verilmesine, kesin sürenin hukuki sonuçlarının anlatılmasına, keşif avansı süresinde yatırılmadığı takdirde keşif delilinden vazgeçmiş sayılacağı hususunun ihtarına” karar verilmiş ve keşfin 17.04.2009 günü yapılacağı belirtilmiştir. Buna ilişkin tebligat ise davacıya 16.04.2009 tarihinde yapılmıştır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36. maddesinin, mahkemece verilen süreye riayet etmeyen taraf aleyhine uygulanabilmesi için ara kararında hakim, katip, mübaşir, yerel bilirkişi adayı, tanık, teknik bilirkişiye verilecek ücretlerle vasıta parasının, yapılacak tebligatlarla ilgili masrafların kalemler halinde gösterilip, bu ücretlerin temini ve yatırılması için ilgiliye makul bir süre tanınması, ilgiliye tanınacak süre ile keşif günü arasında da bilirkişi adayları ve tanıklara davetiye tebliğ edilip, arazi başında hazır olmalarının bildirilebilmesi için yine uygun bir sürenin bulunmasına özen gösterilmesi gerekmektedir. 17.04.2009 tarihinde yapılacak keşif için verilen kesin süre ile ilgili ihtarat davacıya 16.04.2009 tarihinde yapılmış olup, buna göre masrafın yatırılması için verilen süre Tebligat Yasası ile ilgili Tüzüğün 18. Maddesine göre bilirkişi adayı ve tanıklara çıkarılacak davetiyelerin ilgililerine tebliğine yeterli bulunmamaktadır. Süreler tayin edilirken Tebligat Tüzüğü’nün 12. maddesinin mutlaka gözönünde bulundurulması gerekir. Usulune uygun bulunmayan bu şekildeki ara kararı nedeniyle yapılamayacağı önceden belli olan keşif için taraflara külfet yüklenmesinde isabet bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, davacı tarafa keşif masrafını yatırması için yeniden makul süre verilip, masraf yatırıldığında arazi başında keşif yapılarak tarafların tüm delilleri değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu husus gözardı edilerek yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 02.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.