Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/2870 E. 2010/12680 K. 05.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2870
KARAR NO : 2010/12680
KARAR TARİHİ : 05.10.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalı … Bakanlığının, muhtelif aboneliklere ait, su ve atık su bedellerini ödemediğini, abone sözleşmeleri ve ASKİ Tarifeler Yönetmeliğinin 50.maddesi gereğince borçlarını faturalarda belirtilen son ödeme tarihlerine kadar ödemeyenlerden gecikilen her ay için yürürlükteki oranlarda gecikme cezası ve bunun KDV’sinin tahsilinin gerektiğini ileri sürerek, davalı Bakanlığa bağlı aboneliklere ait 769.389.129.265 TL asıl alacak, 3.185.062.249.000 TL işlemiş gecikme faizi, 552.553.320.360 TL gecikme cezasının KDV’si olmak üzere toplam 4.507.004.698.625.TL alacağın, 29.8.2003 tarihinden itibaren gecikme cezası ve KDV’si ile birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, alacağın zamanaşımına uğradığını, bazı aboneliklerin Bakanlık birimlerine ait olmadığını, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 44. maddesi gereğince çevre temizlik vergisinden muaf olduklarını, bu nedenle atıksu bedeli ödemekle de yükümlü olmadıklarını, abone sözleşmelerinde, su bedelinin geç ödenmesi durumunda gecikme zammı alınacağına ilişkin hüküm bulunmadığından, gecikme zammının da talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın asıl alacak yönünden kısmen kabulüne, 585.552.84 YTL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, davacının gecikme cezası ve gecikme cezasının KDV’sine ilişkin talepleri ile asıl alacağın fazlaya ilişkin kısmının reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2010/2870-12680
2-Dava, abonelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, davacı eldeki davada, davalı Bakanlığa bağlı muhtelif abonelik sözleşmeleri nedeniyle ödenmeyen fatura bedellerine ilişkin asıl alacak miktarının yanında, fatura bedellerine son ödeme tarihlerinden itibaren işletilen, 6183 sayılı yasada öngörülen gecikme zamları ile, KDV’sinin de tahsilini istemiştir. Dava konusu abonelik sözleşmelerinin sadece ilk sayfalarının dosyada mevcut olması nedeniyle, tüm sözleşmelerde, süresinde ödenmeyen alacağa 6183 sayılı yasada öngörülen oranlarda gecikme zammı uygulanacağına dair hükmün olup, olmadığı anlaşılamamaktadır. Dosyada sadece ilk sayfaları mevcut olan sözleşmelerin bir kısmında, Tarifeler Yönetmeliğinin sözleşmenin eki olduğunun belirtildiği, buna rağmen diğer sözleşmelerde ise, konu ile ilgili herhangi bir hükmün bulunmadığı görülmektedir. Davacı, ticari esaslara göre faaliyet göstermek üzere kurulmuş bir kurum olup, dava konusu su ve atık su bedellerine ilişkin alacak da, amme alacağı sayılmadığı gibi, geç ödenmesi halinde 6183 sayılı yasada yer alan gecikme zammının uygulanacağına dair de herhangi bir yasal hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı, ancak bu konuda bir kararlaştırmanın bulunduğunu ispat ettiği takdirde, dava konusu ödenmeyen fatura bedeli alacaklarına 6183 sayılı yasada öngörülen oranlarda gecikme zammı uygulanmasını isteyebilir. Aksi durumda ise, fatura bedellerine, son ödeme tarihlerinden itibaren ancak yasal faiz uygulanmasını talep edebilir. O halde mahkemece açıklanan hususlar göz önünde bulundurularak, abonelik sözleşmeleri tüm sayfalarıyla birlikte celbedilip, sözleşmelerde, ödenmeyen fatura bedeli alacaklarına 6183 sayılı yasada öngörülen oranlarda gecikme zammı uygulanacağına dair hükmün olup, olmadığı incelenmek suretiyle, bu konuda açık hüküm bulunan, ya da Tarifeler Yönetmeliğine atıfta bulunulan abonelik sözleşmeleri yönünden, faturaların son ödeme tarihlerinden itibaren 6183 sayılı yasada öngörülen gecikme zammı oranları üzerinden hesap yapılarak, gecikme zammı miktarlarının bu şekilde tespit ve tahsiline karar verilmesi, bu hususta herhangi bir hüküm ve atıf bulunmayan abonelik sözleşmeleri yönünden ise, fatura bellerine son ödeme tarihlerinden itibaren yasal faiz oranları uygulanarak işlemiş faizin belirlenmesi ve belirlenecek bu miktarların tahsiline karar verilmesi gerekirken, mahkemece gecikme zammına ilişkin talebin yazılı şekilde tümüyle reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: 1.bent gereğince, davalının tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 5.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.