YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7914
KARAR NO : 2010/16948
KARAR TARİHİ : 15.12.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıdan 2.4.2008 tarihli harici sözleşme ile villa satın alıp 108.000 TL bedel ödediğini ancak tapu devrinin verilmediği gibi satış bedelinin de iade edilmediğini tahsili için başlattığı icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline %40 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, itirazın iptaline, kabul edilen asıl alacağın %40’ı oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk 2010/7914-16948
bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, alacağın kaynağı geçersiz sözleşmeye dayandığından, karşılıklı iade mükellefiyeti olduğundan iade mükellefiyeti yerine getirilmeden, davacı icra- inkar tazminatı isteyemez. Bundan ayrı olarak alacak likit ve belli olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden icra-inkar tazminatına hükmedilmemesi gerekir. Mahkemece davacının bu istemi hakkında red kararı verilmesi gerekirken kabul edilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK’un 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte belirtilen nedenle temyiz olunan hükmün karar bölümünün (1) nolu bendinin 2.fıkrasında yer alan “asıl alacak miktarı üzerinden %40 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine” kısmının hükümden çıkarılmasına; yerine yasal koşulları oluşmadığından” icra-inkar tazminatı talebinin reddine, cümlesinin yazılmasına hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, peşin alınan 1.229,00 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 15.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.