Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/14623 E. 2010/5863 K. 29.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/14623
KARAR NO : 2010/5863
KARAR TARİHİ : 29.04.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R
Davacı, davalının işlettiği tekstil atolyesine % 50 hisse ile ortak olduğunu ve 10.000 TL. Ödeme yaptığını, davalını yönetici ortak olarak kendisine sembolik ve düzensiz ödemeler yaptığını, 1 yılın sonunda, kâr-zarar hesabı istediğinde de işyerine girişini engellediğini ileri sürerek, adi ortaklığın feshi ile ödediği 10.000 TL. ile şimdilik 1000 TL. Kâr payının ticari faizi ile ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, adi ortaklık sözleşmesinin feshine, 10.000 TL.nin faizi ile davalıdan tahsiline , diğer isteklerin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ile davalı arasında yapılan 1.6.2006 tarihli sözleşme ile davalıya ait fason tekstil atolyesine ait % 50 hissenin 10.000 TL.karşılığı davacıya devrinin kararlaştırıldığı, taraflardan herhangi birinin ortaklıktan ayrılması durumunda atolyenin o andaki demirbaş vs.gibi diğer nakdi mallarına bakılarak her iki tarafın belirleyeceği bedel üzerinden hisse devri yapılabileceği, listesi bulunan demirbaşların ortaklık sözleşmesi kapsamında olacağı açıklanmıştır. Davalı, ortaklığın devam ettiği 18 ay boyunca her ay birlikte hesap yaparak davacının kâr payını net olarak aldığını, atölyedeki makinaları kendisine satıp yarı bedelini ödemeyi kabul ettiği halde sonradan aleyhine bu davayı açtığını, ortak alınan malların değerlerinin belirlenmesini 2009/14623-2010/5863
Talep etmiştir. Mahkemece, ortaklığın devam etmeyeceğini taraflar beyan ettiğinden sözleşmenin feshine, ödenen 10.000 TL:nin davacıya iadesine ve ortaklık neticesi ne kadar kâr edildiği hususunun tesbit edilemediği, davacı tarafça bu yöndeki taleplerin isbat edilmediğinden ve davalının atölyedeki makinaların satılması yönündeki isteğinin yerinde görülmediği gerekçesi ile diğer isteklerin reddine karar verilmiştir.
Tarafların beyanları, sözleşme kapsamı ve mahkemenin de kabulünde olduğu gibi, taraflar arasında , BK’nun 520 ve devamı maddelerde yer alan şekilde bir adi ortaklık kurulduğu hususunda duraksama bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, aradaki ihtilafında BK 520 vd. maddeleri uyarınca çözülmesi gerekir. Yine tarafların iddia ve savunmalarından ve dosya kapsamından eldeki dava ile adi ortaklığın fesih ve tasfiyesinin de istenildiğinin kabulü zorunludur. Bu nedenle, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesinin de BK. 538. maddesi uyarınca yapılması gerekir. Anılan yasa hükmünde belirtildiği üzere; tasfiye, bütün hesapların görülüp otaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip, ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi, malların paylaşılması, yada satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Taraflar arasındaki sözleşme hükümleri de gözetilerek, tasfiyenin BK 539. maddesindeki sıra takip edilerek yapılması gerekir. Tasfiye için öncelikle yönetici ortaktan hesap istenmesi, tayin edilecek süre içinde hesap listesi verilmemesi halinde yönetici ortağın hesap listesi vermekten kaçındığı kabul edilerek buna göre tasfiyenin yapılması gerekir. Öte yandan adi ortaklığı düzenleyen yasa hükümleri uyarınca tasfiyenin karar tarihine en yakın tarih itibariyle yapılmasının gerekli olduğu da gözden uzak tutulmamalıdır.
O halde tüm bu nedenlerle; adi ortaklığın tasfiyesi için, öncelikle kurulduğu tarihten bu yana ortaklığın harcamalarıyla ilgili tüm belgelerin ibrazı sağlanmalı, taraflardan yapılan tüm … ve harcamalara ilişkin hesap listesi istenmeli, hesap listesinin verilmesi ve ancak hesap listesinin üzerinde uyuşmazlık çıkması halinde taraflardan delileri sorularak toplanmalı, bu şekilde belirlenen mal varlığının ne şekilde tasfiye edileceği taraflardan sorulmalı, taraflar arasında tasfiye konusunda anlaşma olmaz ise, ortaklığa ait tüm gelir gider hesabı çıkarıldıktan, ortaklığın tüm aktif ve pasifi kesin olarak belirlendikten sonra, konusunda uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla verilen hesap listesinin sunulan belgeler ile denetim sağlanmalı, tasfiyeye esas değerin karar tarihine en yakın tarih olacağı gözden uzak tutulmamalı, ortaklığın varsa üçüncü kişilere veya kurumlara olan borçları ortaklığın aktifinden mahsup 2009/14623-2010/5863
edilmeli, ortakların her birinin ortaklığa verdiği avanslarla, ortaklık için yapmış oldukları masraflar ve verdikleri sermaye iade edilmeli ve daha sonra ortaklara paylaştırılması gereken miktar belirlenmeli, tasfiye bu şekilde gerçekleştilmelidir. Mahkemece değinilen bu yönler göz ardı edilerek , tasfiye yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA,peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 29.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.