YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12365
KARAR NO : 2010/12894
KARAR TARİHİ : 24.11.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 05.10.2009 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davacılar … ve … yönünden davanın açılmamış sayılmasına, … yönünden kabulüne dair verilen 30.07.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Mahkemece Dairemizin bozma kararına uyularak tefrik edilen davada davacı … 540 parsel sayılı taşınmazı lehine geçit hakkı tesisini istemiştir.
Davalı Hazine davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece dava kabul edilmiştir.
Hükmü davalılardan Hazine temyiz etmiştir.
Öncelikle belirtilmelidir ki HUMK’nun 388 ve 389. maddesi gereğince verilen kararda iki tarafa yüklenen vazife ve hakların şüpheye yer bırakmayacak şekilde gayet açıkça yazılması gerekir. Aksi durumda taraflar yeni bazı çekişmeler içine girer ve hükmün infazı olanaksız hale gelir. Mahkemece kurulan karar yukarıda sözü edilen kurala uygun değildir.
Geçit hakkına ilişkin bu tür davalarda geçit ihtiyacında olan taşınmazın maliki değil bizzat taşınmazdır. O yüzden geçitin hangi parsel yararına kurulduğu geçitle yükümlü olan taşınmazların da hangi parseller olduğu karar yerinde bu konuda alınmış bilirkişi raporundan yararlanılarak açık bir şekilde belirtilmelidir. Diğer taraftan, kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir. Mahkemece bu kurala da uyulmamıştır.
Mahkemece yapılması gereken iş, hüküm yerinde davacının maliki olduğu 540 parsel yararına bilirkişinin 28.07.2010 tarihli rapor ve eki krokisinde ikinci alternatif olarak belirtilen ve mor renkle gösterilen 539, 518, 472, 169, 164, 168 ve 506 parseller aleyhine geçit kurmak ve geçit güzergahını taşınmazların kaydına işlemek olmalıdır.
İnfazda tereddütler meydana getirecek şekilde ve yöntemine uygun kurulmayan hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 24.11.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.