Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/5017 E. 2010/14468 K. 02.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5017
KARAR NO : 2010/14468
KARAR TARİHİ : 02.11.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacılar, davalı …’ın ortağı olduğu diğer davalı yüklenici şirketin inşa ettiği binadan 25 ve 26 numaralı daireleri satın alıp bedellerini ödediklerini, dairelerin 30.11.1995 tarihinde teslim edilmesinin kararlaştırılmasına rağmen henüz teslim edilmediği gibi eksik işlerinde bulunduğunun delil tespiti ile belirlendiğini ileri sürerek davalı yüklenici tarafından yerine getirilemeyen edimlerin masrafları davalılara ait olmak üzere ifasına izin verilmesi ile fazlası saklı kalmak üzere dairelerdeki eksik … bedelleri olan 3888 TL’nin tahsilini istemişlerdir.
Davalı …, kendisine husumet yöneltilemeyeceğini savunmuş, diğer davalı şirket ise davacıların olması gereken masrafın üstünde masraf talep ettiklerini, tespit bilirkişi raporlarına itibar edilemeyeceğini savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece 3888 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacılardan … ile yapılan 24.12.1993 tarihli ve davacı … ile yapılan 9.3.1994 tarihli 2010/5017-14468
sözleşmelerde satıcı olarak davalı şirketin yer aldığı, davacı …’ın şirket kaşesi üzerine şirketin yetkilisi olarak imza attığı anlaşılmaktadır. Davalı … sözleşmede satıcı olarak imzasının olmaması ve sözleşmeleri diğer davalı şirket yetkilisi olarak şirket adına imzaladığı için davalı …’ya eldeki davadan husumetin yöneltilmesi olanaklı değildir. Mahkemece değinilen bu yön gözetilerek davalı … hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde adı geçen davalının da sorumluluğuna karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
3-Davacılar eldeki davada delil tespiti sonrasında düzenlenen tespit bilirkişi raporlarına dayanmışlar, mahkemece bu delil tespit raporları esas alınarak hüküm kurulmuştur. Oysa ki bu delil tespiti raporlarına davalı şirket tarafından itiraz edilmiş ve yargılamada da bu raporların esas alınamayacağı savunulmuştur. Hal böyle olunca davalı şirket tarafından itiraza uğrayan delil tespiti bilirkişi raporlarının esas alınması olanaklı değildir. Bu itibarla mahkemece mahallinde uzman bilirkişi marifetiyle keşif yapılarak, tarafların beyanları ve delil tespit raporlarından da yararlanmak suretiyle davacıların yaptırması gereken/yaptırdıkları işler ile bedellerinin belirlenmesi ve hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekir. Mahkemenin değinilen bu yönü göz ardı ederek yazılı şekilde karar vermiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda 1-numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalıların diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz olunan kararın 2-numaralı bent uyarınca davalı …, 3-numaralı bent gereğince de diğer davalı şirket yararına BOZULMASINA, peşin alınan 58.00 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 2.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.