Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2009/231 E. 2010/351 K. 28.01.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/231
KARAR NO : 2010/351
KARAR TARİHİ : 28.01.2010

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edileN günde davacı vekili Avukat … ile davalı vekili Avukat … …. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Davacı yüklenicinin kat karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı olarak tescil istemi ile açtığı davada davanın birlikte ifa suretiyle kabulüne karar verilmiş, karar davalı arsa sahibi tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Yanlar arasındaki 19.08.2004 tarihli düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve inşaat sözleşmesinin 22. maddesi uyarınca arsa sahipleri müteahhide ait bağımsız bölümlerin satış yetkisini aşamalı olarak vereceklerdir. Sözü edilen maddedeki düzenleme nazara alındığında inşaat bitirilip iskâna müracaat edilmesi halinde sekizinci dairenin satış yetkisi verilecek iskân alımında da yükleniciye tüm bağımsız bölümlerin satış yetkisi verilmiş olacaktır. Tescil istemli dava 05.10.2006 tarihinde açılmış, davacı yüklenici ilgili belediyeye iskân alımı için müracaatını davanın açıldığı tarihten sonra yaptığı gibi iskân izni de yine dava tarihinden sonra 01.11.2007 tarihinde alınmıştır. Bu durumda davalı arsa sahibinin iki daire yönünden davanın açılmasına sebebiyet verdiği kabul edilemez. Yüklenici dava tarihinden sonra edimini büyük ölçüde yerine getirdiğinden davanın kabulü ile birlikte ifa suretiyle tescile karar verilmesi doğru ise de masraf ve vekâlet ücretine iki daire yönünden davalının davanın açılmasına sebebiyet vermediği nazara alınarak hükmedilmesi gerekirken harcı ikmâl olunan 241.000,00 TL’nin tamamı üzerinden davacı yararına vekâlet ücreti tayin edilmesi ve davalının yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulması doğru olmamış, kararın açıklanan sebeplerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1. bende belirtilen nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bende açıklanan sebeplerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 750,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalıya verilmesine, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 28.01.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.