Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/4748 E. 2012/9092 K. 28.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4748
KARAR NO : 2012/9092
KARAR TARİHİ : 28.05.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
..
Davacı, geçirdiği iş kazası sonucu maluliyet oranının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, 11.2.2000 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu yaralanan davacının iş göremezlik oranının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının iş göremezlik oranının % 5.1 (yüzde 5 nokta bir) olarak tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 11.2.2000 tarihinde davalı işyerinde çalışırken sol elinin 2. parmağından yaralandığı, SGK Tedavi Hizmetleri Ve Maluliyet Dairesi Başkanlığının ve Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’nun kararlarında maluliyetin gerekmediğinin bildirildiği, davacının maluliyet oranının tespiti için 5.7.2007 tarihinde dava açtığı, mahkemenin talebi üzerine 3. Adli Tıp İhtisas Kurulunca düzenlenen 8.8.2008 tarihli raporda davacının maluliyet oranının % 4,2 olduğunun belirtildiği, mahkemece bu rapora dayanılarak 13.11.2008 tarihinde davacının % 4,2 oranında malul kaldığının tespitine karar verildiği, bu kararın davalılarca temyiz edildiği, Dairemiz tarafından 26.1.2010 tarihli ilam ile raporlar arasındaki çelişkinin giderilerek karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile kararın bozulduğu, bozma kararına uyan mahkemenin dosyayı Adli Tıp Genel Kurulu’na gönderdiği, Adli Tıp Genel Kurulu’nun 16.6.2011 tarihli raporunda davacının maluliyet oranının % 5,1 olduğunun belirtildiği görülmüştür.
Bu karar da davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Usuli kazanılmış hak kavramı, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. …nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.,
Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Taraflardan yalnız birinin hükmü temyiz etmesi halinde Yargıtay’ın temyiz eden tarafın yararına olarak verdiği bozma kararına uyan yerel mahkeme artık, temyiz eden tarafın önceki bozulan karara oranla daha aleyhine bir hüküm veremez. Buna da “aleyhe hüküm verme yasağı” denir.
Aksi halde usul hükümleri ile hedef tutulan istikrar zedelenir ve mahkeme kararlarına karşı güven sarsılır.
Somut olayda, davacının maluliyet tespiti istemi ile ilgili olarak, mahkemece davacının % 4,2 oranında malul kaldığının tespitine karar verilmiş, kararın davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiği gerekçesi ile mahkeme kararı bozulmuş, Mahkemece bozma kararına uyulmasına karar verilerek Adli Tıp Genel Kurulu’ndan rapor alınmış, davacının iş göremezlik oranının % 5,1 olarak tespitine karar verilmiştir.
Bozmadan önce verilen mahkeme kararında, davacının iş göremezlik oranının % 4,2 olduğu kabul edilmiş ve kararın davacı tarafından temyiz edilmemiş olması karşısında davalı yararına “usulü kazanılmış hak” doğmuştur. Yine Dairemizce kararı temyiz etmeyen davacı yararına karar bozulmamış, “aleyhe bozma yasağı” gözetilerek davalı yararına bozulmuş ve bozma kararında da “davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır” ibaresi açıkça yazılmıştır. Mahkemece bozma kararına uyulmuş olması nedeniyle davalıların daha aleyhine olan bir hüküm kurulmaması gerekmektedir. Buna göre yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının “Davacı …’nın 11,02,2000 tarihinde geçirdiği kaza sebebi ile iş göremezlik oranının % 5.1 (yüzde 5 nokta bir ) olarak TESPİTİNE,” şeklindeki ikinci bendinin tamamen silinerek yerine; “Davacı …’nın 11.02.2000 tarihinde geçirdiği kaza sebebi ile iş göremezlik oranının % 4.2 (yüzde dört nokta iki) olarak TESPİTİNE,” rakam ve sözcüklerinin eklenmesine ve hükmün bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, 28.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.