YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1303
KARAR NO : 2010/7870
KARAR TARİHİ : 28.12.2010
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 123 ada 3, 126 ada 1 parsel sayılı 15718.98, 11718.80 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, vergi kaydı, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde ortak muristen geldiği ve taksim edilmediği iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne ve çekişmeli 123 ada 3, 126 ada 1 parsel sayılı taşınmazların … adlarına tesçiline karar verilmiş; hüküm, davalı … ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davalı tarafın dayandığı ölünceye kadar bakım şartıyla zilyetliğin devri sözleşmesinin usulüne uygun düzenlenmediği, muris … terekesinin taksim edilmediği kabul edilmek sureti ile hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmazların öncesinin tarafların ortak murisi …’e aitken O’nun 1951 yılında ölümü ile mirasçılarına intikal ettiği hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; muris … tarafından 1977 yılında davalıların murisi İbrahim’e yapılan temlike mi yoksa muris …’ın eşi … tarafından 1974 yılında davacıya yapılan temlike mi değer verileceği noktasında toplanmaktadır. Taraflar arasındaki bu uyuşmazlık Asliye Hukuk Mahkemesinin Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen 1979/134 Esas sayılı dosyasında çözülmüş, davacının davalıların murisi İbrahim aleyhine açtığı el atmanın önlenmesi davasının reddine karar verilmiş ve davalı taraf lehine kesin hüküm oluşmuştur. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 237. maddesi gereğince kesin hüküm kesin delil niteliğinde olup taraflar yönünden bağlayıcıdır. Kaldı ki, muris …’ın eşi …’nin muris …’ın sağlığında davacı ile yaptığı ölünceye kadar bakım şartıyla zilyetliğin devri sözleşmesi hukuki bir sonuç doğurmamaktadır. Aksine; muris …’ın davalıların murisi İbrahim ile yaptığı ölünceye kadar bakım şartıyla zilyetliğin devri sözleşmesi gereğince taşınmazların zilyetliği davalıların murisi İbrahim’e devredilmiş ve mülkiyet hakkı davalıların murisi İbrahim’e geçmiştir. Değinilen tüm bu deliller karşısında, davacı tarafından çekişmeli taşınmazların kadastro tutanaklarının aksi kanıtlanamamıştır. Hal böyle olunca, davanın reddi ile çekişmeli taşınmazların tespit gibi tesçillerine karar vermek gerekirken, eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 28.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.