YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1316
KARAR NO : 2012/5771
KARAR TARİHİ : 07.05.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıların işleteni, sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu aracın trafik kazası sonucu ve kusurlu olarak müvekkiline ait araçta 2.285,88 TL.lık hasara neden olduğunu, ihbara rağmen davalı sigortanın hasar bedelini ödemediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL’nın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 06.8.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile taleplerini 2.285,00 TL.na yükselttiklerini bildirmiştir.
Davalı … vekili, hasar ile kazanın uyumsuz olduğunu ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Diğer davalı cevap vermemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre; kaza ile hasarın uyuşmadığı ve olağan durumun aksini iddia eden davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesinde, “sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet ver-
miş olmasından dolayı, 2918 sayılı KTK.na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder. Meydana gelen bir kazada zararın ödenmesi veya azaltılması amacıyla, sigorta ettirenin yapacağı makul ve zorunlu masraflar sigortacı tarafından karşılanır. Bu sigorta işletenin (sigorta ettirenin) haksız taleplere karşı savunmasını da temin eder.” hükmüne yer verilmiştir. Aynı genel şartların A/3 maddesinde ” teminat dışında kalan haller”, B/1 maddesinde “rizikonun gerçekleşmesi halinde sigorta ettirenin yükümlülükleri”, B/3 maddesinde ” sigortacının halefiyeti”, ve B/4 maddesinde ise “zarar görenlerin haklarının saklı tutulması ve sigortacının işletene rücu hakkı” hüküm altına alınmıştır.
Diğer taraftan, TTK. 1282. maddesi uyarınca, sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin … Genel Şartlarının A.3.maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, … Genel Şartlarına ve TTK. 1292/3. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında: davalı … vekili, hasar ile kazanın uyumsuz olduğunu savunmuştur. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle kazanın ihbar edilen yerde ve şekilde meydana gelip gelmediğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Mahkemece, Adli Tıp Kurumu raporundaki soyut içerikli görüşe itibar edilerek, araçlar üzerindeki hasarların uyuşmadığı, araçların belirtilen şekilde çarpışmalarının mümkün olmadığı ve davanın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı aracının hasarlandığı dosyaya sunulan ekspertiz raporundan ve faturalardan anlaşıldığı gibi, yargılama sırasında uzman makine mühendisi bilirkişiden alınan 21.10.2010 tarihli raporda kaza ile hasarların uyuştuğu da belirtilmiştir. Esasen kazanın oluşu (sürücülerin kusur oranları yönündeki değerlendirmeler dikkate alındığında) yönünden raporların uyumlu olduğu da görülmektedir.
Bu durumda mahkemece, tutanağın aksi ve hasarın teminat dışında kaldığı hususu, ispat yükü üzerinde olan davalı … şirketince somut delilerle ispatlanamadığından, kazanın belirtilen yer, şekil ve zamanda meydana geldiği, rizikonun teminat kapsamında kaldığı kabul edilerek ve gerekirse 21.10.2010 tarihli raporu düzenleyen uzman bilirkişiden Ek rapor alınıp, varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, delillerin hatalı değerlendirilmesi sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 7.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.