Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/14541 E. 2013/14944 K. 04.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14541
KARAR NO : 2013/14944
KARAR TARİHİ : 04.11.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı acente aracılığıyla diğer davalı … şirketine kasko poliçesiyle sigorta ettirilen 7 adet aracın değişik tarihlerde meydana gelen kazalarda hasarlandığını, davalı tarafın hasar bedellerini ödemediğini ileri sürerek, toplam 58.014,00 TL.nın faizi ile davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, davanın husumet ve esas yönünden reddi gerektiğini savunmuş, diğer davalı vekili de, davanın pasif husumetten reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davalı acente hakkındaki davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalı … hakkındaki davanın ise, poliçe primlerinin rizikodan önce ödendiği hususu ispat edilemediğinden esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, verilen karar dosyada mevcut delillere uygun düşmemektedir.
Sigorta sözleşmesi uyarınca sigortacının sorumluluğunun başlayabilmesi için, 6762 sayılı TTK’nın 1282 ve 1295 nci maddeleri (6102 Sayılı TTK’nun 1410, 1421, 1430 ve 1431. maddeleri) hükümleri uyarınca primin tamamının veya ilk taksitinin ödenmiş olması gerekmektedir. TTK’nın 1295 nci maddesi emredici nitelikte bir düzenlemedir.
Somut olayda, 7 adet aracın 09.1.2008 ila 30.5.2008 tarihleri aralığında değişik tarihlerde düzenlenen 7 adet kasko poliçesi ile toplam 11.659,92 TL. prim tutarı ile davalı şirket tarafından sigorta örtüsü altına alındığı hususu uyuşmazlık konusu değildir. Davacı vekili, bu araçların 27.8.2008 ila 25.1.2009 tarihleri aralığında meydana gelen değişik tarihli kazalarda hasarlandığı iddiasıyla dava açmış ve prim borçlarının dosyaya ibraz edilen çeklerle ödendiğini ileri sürmüş, davalı vekili ise poliçelerin prim borçları ödenmediğinden sigorta teminatının başlamadığını savunmuştur.
Taraflar arasındaki çekişme, rizikodan önce primin ödenip ödenmediği, davalının sorumluluğunun başlayıp başlamadığı noktasında toplanmaktadır.
Yargılama sırasında alınan her iki bilirkişi raporunda ibraz edilen çeklerin tutarları ile poliçe prim miktarlarının uygunluk göstermediği, çeklerle poliçeler arasında ilgi kurulamadığı belirtilmiş olup, davalıların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen 12.5.2011 tarihli bilirkişi raporunda incelenen kayıtların davalılar lehine delil niteliğinde bulunmadıkları belirlenmiş, yine bu raporda da rakam kayıtları toplu yapıldığından poliçeler ile çekler arasında ilgi kurulamadığı vurgulanmış, ancak, kayıtlarda 30.000,00 TL. bedelli 10.7.2008 tarihli çekin tahsil edilmiş olduğu belirlenmiştir.
Buna göre, davalı lehine delil niteliğinde olmayıp, ancak aleyhine delil niteliğinde bulunan davalı tarafa ait ticari defter ve kayıtlardaki tespit dikkate alındığında, davacı yanın görüldüğünde ödenecek senet niteliğinde olan ve poliçe prim peşinatlarını karşılayacak meblağda olan çeki yetkili acenteye vererek poliçe peşinat priminin yatırılmasına ilişkin yükümlülüğünü riziko tarihlerinden önce yerine getirdiği, bu nedenle, prim bedellerinin rizikodan önce ödenmediği yönündeki savunmanın ispat yükü üzerinde olan
davalı yanca kanıtlanamadığı kabul edilmelidir. Öte yandan, anılan çek karşılığı yapılan tahsilatın hangi borcun karşılığı olduğu hususu da davalı sigortacı ve acente arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirmekte olup davacıyı bağlamayacağı açıktır.
O halde, dosya kapsamı itibariyle, ispat yükü üzerinde olan davalı taraf prim ödenmediği yönündeki savunmasını kanıtlayamadığından, mahkemece işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 4.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.