Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/5119 E. 2012/7748 K. 22.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5119
KARAR NO : 2012/7748
KARAR TARİHİ : 22.05.2012

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 30.06.2011 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacılar ….., …, …, …, …, …, … ve … mirasçısı … vekilleri Av. … tarafından istenilmekle, tayin olunan 22.05.2012 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden Orman Yönetimi vekili Av. … … ….., Hazine vekili Av. …. ile karşı taraftan … vekili Av. … ….. geldiler, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya içindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında … köyü, …. yanı mevkii 230 ada 16 ve 17 parsel sayılı sırasıyla 3818,64 m2 ve 1061,05 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, tarla niteliğiyle öncesinde dava dışı 230 ada 9, 10, 11, 12, 14 ve 15, sayılı parsellerle bir bütün olarak atalarından intikal ile … … zilyetliğindeyken ölümüyle mirasçılarına kaldığı, taksim ile … ve … ye kaldığı, onlar tarafından …’a satıldığı, onun tarafından da …’a satıldığı ve halen onun zilyetliğinde olduğu, ancak Marmaris 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1990/118 esasında dava konusu edildiğinden söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir.
Marmaris 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1990/118 esasına kayıtlı dosyada; … tarafından, davalı sıfatıyla Hazine, Orman Yönetimi, … köyü tüzel kişiliği ve … aleyhine, … köyünde sınırlarını bildirdiği 2500 m2 yüzölçümündeki taşınmazın adına tescili istemiyle açılan dava ile, … ….. mirasçıları … ve paydaşları tarafından davalı Hazine, Orman Yönetimi ve Köy tüzel kişiliği ile … taraf gösterilerek, davaya konu taşınmazın Temmuz 1969 gün ve 63 ve 64 ve Şubat 1962 tarih 4 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığından, tapu maliki mirasçıları adına tescili istemiyle açılan tescil davası birleştirildikten sonra görevsizlikle kadastro mahkemesine aktarılmıştır.
Davacılar … ve …, davalılar ….. …, …, … köyü tüzel kişiliği, Hazine, Orman Yönetimi ve … aleyhine 30.03.1989 tarihinde, mevkiini ve sınırlarını bildirdikleri üç parça taşınmazın ortak murisleri … …’den kaldığını, taksim ile kendilerine düştüğünü, zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu ileri sürerek, adlarına tescili istemiyle dava açmışlar; … ….. çocukları …, ….. … …, … ….., … …..mirasçıları ve mirasçılarından …, … … Mirasçıları terekesi mümessili … tarafından davalı Hazine ve köy tüzel kişiliği ve … ve … taraf gösterilerek, tescil davasına konu taşınmazın Temmuz 1969 gün ve 63 ve 64 ve Şubat 1962 tarih 4 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığından, tapu maliki mirasçıları adına tescili istemiyle açılan davalar birleştirilip, Ayten Şerefli’nin davasının açılmamış sayılmasına karar verildikten sonra, 3402 sayılı Yasanın 27. maddesi gereğince kadastro mahkemesine gönderilmiştir. … ve …, 01.10.2009 tarihli celsede davalarından feragat ettiklerini bildirmişlerdir. …, parselleri …’dan satın aldığını ileri sürerek zilyetlikle edinme koşullarının yararına oluştuğu istemiyle davaya katılmıştır. Sözü edilen bu dava nedeniyle 324 ada 5 sayılı parselin malik hanesinin de açık bırakıldığı kabul edilmelidir.
Mahkemece; davacı … ….. davasının kabulüne, diğer davaların reddine, çekişmeli … köyü 230 ada 16 ve 17 sayılı parsellerin davacı … adına tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine, Orman Yönetimi, Adviye Onay ve arkadaşları vekili Avukat … ve Karayalları Genel Müdürlüğü tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1967 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 1744 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ve 1988 ilâ 1990 yılları arasında yapılıp 08.07.1991 tarihinde ilan edilerek dava tarihinde kesinleşmemiş olan aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 2896 ve 3302 sayılı yasalar ile değişik 2/B uygulaması vardır.
Bir kısım davacılar vekili Avukat … tarafından dosyaya eklenmek üzere sunulan belgeler arasında yer alan, Marmaris Sulh Hukuk Mahkemesinin 20.10.2010 gün ve 2010/1028-926 sayılı veraset ilamından, davacılardan …’nin, 14.10.2010 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır. Mahkemece, …’nin adı geçen mirasçıları davadan ve duruşma gününden haberdar edilmeden tahkikat sona erdirilerek karar verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.11.2011 gün ve 2011/11-554 -2011/684 sayılı kararında da değinildiği gibi, …’nin öldüğü tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK’nun 73. maddesinde Kanunun gösterdiği istisnalar dışında hâkimin, tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremeyeceği öngörülmüştür. Buna göre, mahkemece; davacı …’nin ölümüyle mirasçıları davadan ve duruşma gününden haberdar edilip, kanunî şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesi mümkün değildir. Aksi halde, iddia ve savunma hakkı kısıtlanmış sayılır,
Öte yandan, H.M.K.’nun 114/1-d hükmü uyarınca, yargılama süresince tarafların, dava açma ehliyetine sahip bulunmaları dava şartıdır. Ölümle, taraf ve dava ehliyeti sona ermektedir. 1086 sayılı H.Y.U.Y.’nın 41. maddesi ve 6100 sayılı HMK’nın 55. maddesi gereğince, taraflardan birinin ölümü halinde, diğer tarafın istemiyle, hâkim, davanın takibi için bir kayyım tayin edebilir. Taraf teşkili, dava şartı olup; davanın her aşamasında mahkemece re’sen nazara alınması gereken bir olgudur ve temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın mahkemece re’sen gözetilmesi gereklidir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 27. maddesinde yer bulan “Hukukî Dinlenilme Hakkı” gereğince, davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukukî dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını; mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen “Adil yargılanma hakkı”nın en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir.
Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca, gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Hukukî dinlenilme hakkı, sadece belli bir yargılama için ya da yargılamanın belli bir aşaması için geçerli olan bir ilke olmayıp, tüm
yargılamalar için ve yargılamanın her aşamasında uyulması gereken bir ilkedir. Bu çerçevede, gerek çekişmeli ve çekişmesiz yargı işlerinde, gerekse bu yargılamalarla bağlantılı geçici hukukî korumalarda, icra takiplerinde, tahkim yargılamasında, hatta hukukî uyuşmazlıklarla ilgili yargılama dışında ortaya çıkan çözüm yollarında, her bir yargılama, çözüm yolu ve uyuşmazlığın niteliğiyle bağlantılı şekilde hukukî dinlenilme hakkına uygun davranılmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilerek, davacılardan …’nin öldüğünün, adı geçenin tüm mirasçılarına yöntemince tebliğe edilerek, dava hakkında bilgilendirilmeleri ve davacı sıfatıyla davayı takip edebilmelerine olanak tanınması, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması gerekirken, bu hususa riayet edilmeksizin yargılamaya devam edilip, tahkikat sona erdirilerek, esas hakkında karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harçlarının yatıranlara iadesine, bozma nedenine göre Yargıtayda yapılan duruşma nedeniyle taraflar yararına ve aleyhine avukatlık ücretine hükmedilmesine yer olmadığına 22/05/2012 günü oybirliği ile karar verildi.