YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12142
KARAR NO : 2013/1678
KARAR TARİHİ : 25.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, tapu kaydına dayanarak yörede ilk kez yapılan ve 21/05/1997 – 21/11/1997 tarihleri arasında ilân edilen orman kadastrosu sırasında … Köyü 415 ve 416 parsel sayılı taşınmazların tamamının orman sınırı içine alınması işleminin yanlış olduğunu iddia ederek, bu yere ait sınırlamanın iptali istemiyle dava açmıştır.. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, on yıllık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraza ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamına göre, dava konusu taşınmazlar 30.04.1956 tarihinde kesinleşen tapulamada tarla niteliği ile davacılar adlarına tapuya tescil edilmiştir. Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukukî durumunun 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanun hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 sayılı Kanun ile sadece Devlet ormanları belirlenmiştir. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 sayılı Kanunun 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 sayılı Kanun ile iadeye tâbi tutulmuştur. İadenin koşulları kanunda gösterilmiştir. Mahkemece yapılan keşif sonucu alınan orman bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazların 1960 tarihli memleket haritası, 1939 tarihli hava fotoğrafları incelenerek niteliği belirlenmiş, ancak; delillerin takdirinde yanılgıya düşülmüştür. Şöyle ki; dava konusu taşınmazların orman bilirkişi raporuna ekli 1939 tarihli hava fotoğraflarında açık alanda kaldığı anlaşılmış, 1960 tarihli memleket haritasında ise kısmen yeşil alanda kaldığı bildirilmiş, hava fotoğrafları ile memleket haritası arasında çelişki olması halinde aslolan hava fotoğrafları olduğu, aksi kabul edilse dahi, taşınmazların eğiminin %5-10 olduğu ve düşük eğimli çalılıkların 6831 sayılı Kanunun 1/J maddesi karşıt anlamı gereğince orman sayılmadıkları orman kadastro tutanaklarından anlaşıldığına göre, bu taşınmazların 1987-1988 yıllarında Orman İşletme Müdürlüğü tarafından yapılan ağaçlandırma çalışması ile ağaçlandırıldığı ve halen 18-20 yaşlı genç kızılçam ağaçları ile kaplı olduğu, kişiler adına tapuda kayıtlı taşınmazların ağaçlandırılmasının, taşınmazın orman niteliği ile tescilini gerektirmediğinden, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 25.02.2013 günü oy birliği ile karar verildi.