YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/19935
KARAR NO : 2010/2737
KARAR TARİHİ : 04.03.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine ve Orman Yönetimi ile davacı … … mirasçıları vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 15.06.2006 gün ve 2006/5518-8426 sayılı bozma kararında özetle; “Mahkemece çekişmeli taşınmazların kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kaldığı ve zilyetlik şartlarının kök muris … mirasçıları lehine oluştuğu gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuşsa da yapılan araştırma, uygulama hükme yeterli olmadığı, şöyle ki; Çekişmeli 430 sayılı parselin 25.03.1976 tarihli satış senedinde 3 nolu taşınmaz olduğu ve mirasçıların bu taşınmazdaki miras paylarını davacı … …’a sattıkları iddiasıyla açılan tescil davasında 3 nolu taşınmaz sınırlarının D: … …, B: … Özbek, K: yol; G: orman ile çevrili 4 dönüm yer olarak gösterildiği, daha sonra 1981 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında taşınmaza 430 parsel numarası ve 1347 m2 yüzölçümü ile tutanak düzenlendiği ve 3552 m2 yüzölçümlü 488 parselin de burası ile bir bütün olduğu, 1000 m2 yüzölçümlü D-B: …, K: yol, G: mera olan 105 tahrir nolu vergi kaydının da tespite esas alındığının anlaşıldığı, her ne kadar … mirasçıları arasında Kadastro Mahkemesinin 1992/88 sayılı dosyasında görülüp kesinleşen dava sonunda 488 parselin payları oranında … mirasçıları adına tesciline ilişkin mahkeme kararı 7. Hukuk Dairesinin 17.11.1994 tarih 7706-11218 sayılı kararı ile paylara ilişkin yanlışlığın düzeltilerek onanmışsa da, davanın açılış biçimine, taşınmazların kadastro tespit tutanaklarının edinme sebebine, 25.03.1976 tarihli satış senedi kapsamına göre 488 parselin de çekişmeli 430 parsel ile birlikte davaya konu olduğu, tutanağın kesinleştirilmesinin hukuki sonuç doğurmayacağı ve öncesi davalı olması nedeniyle malik hanesi açık kabul edilerek 3402 Sayılı Yasanın 30/2. maddesi hükmüne göre mahkemece resen malikinin belirlenmesi gerektiği, 488 parsele yönelik olarak kadastro mahkemesinin 82/88 sayılı dosyasında Orman Yönetimi ve Hazine de taraf olmadığına göre hükmün yönetimleri bağlamayacağı, 430 ve 488 parsellerin güneyi paftada ve uzman bilirkişi raporlarında çalılık-ormanı olarak görüldüğü halde mahkemece bu parseller yönünden orman incelemesi yapılmadığı, tespite esas alınan 105 tahrir nolu vergi kaydının güneyi mera okuduğu halde, bu yönde de araştırma yapılmadığı, çekişmeli taşınmazın orman yada meradan açılıp açılmadığı, zilyetlikle kazanılacak yerlerden olup olmadığı, orman yada mera değil iseler de değişir sınırlı kaydın miktarı ile geçerli olacağının düşünülmediği, bu konuda ziraat bilirkişi raporu da alınmadığı, Çekişmeli 98 ve 129 parseller yönünden; orman bilirkişilerden alınan rapora göre taşınmazların kesinleşen tahdit dışında kaldıkları belirlenmişse de 98 parselin tahdit haritasına göre konumunun uzman bilirkişi krokisinde gösterilmediği, 129 parsel hakkında ziraat uzmanı tarafından hazırlanan 18.07.2005 tarihli raporda taşınmazın 30-35 yıldır kullanılmadığı, üzerinde 60-70 yaşlarında meşe ağaçları olduğu, eğiminin % 50-60 civarında olduğu açıklanan taşınmazın bu haliyle zilyetlikle edinilecek yerlerden olmadığının düşünülmediği, o halde; mahkemece, öncelikle 488 parselin de davaya konu edildiği düşünülerek tutanak aslının dosyaya getirtilmesi ve 430 parsel ile birlikte orman incelemesi yapılması, orman olmadıkları saptanırsa ve zilyetlikle iktisap koşulları gerçekleşmişse tespite esas alınan vergi kaydı da dikkate alınarak hüküm kurulması, yine 98 parselin orman olup olmadığının krokilerde gösterilmediği, vergi kaydının dikkate alınmadığı, 129 parselin de zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşmediği hususlarının düşünülerek, mirasçılar arasında pay satışına ilişkin 25.03.1976 tarihli senet de gözönünde bulundurularak hüküm kurulması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan araştırma sonunda bu kez, davanın KISMEN KABULÜNE, çekişmeli … köyü 129 ve 488 sayılı parsellerin tamamının ve 98 sayılı parselin 25.09.2008 tarihli harita mühendisi bilirkişi krokisinde (D) ile gösterilen 7900 m2 ve ( C ) ile gösterilen 5100 m2 bölümünün, 430 sayılı parselin aynı krokide (G) ile gösterilen bölümünün orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, 98 sayılı parselin aynı krokide (E) ile gösterilen 22000 m2 bölmünün paylı olarak … … Çocukları …… ve müşterekleri adına tapuya tesciline, yine aynı köy 430 sayılı parselin yine 25.09.2008 tarihli bilirkişi krokisinde (H ve F ) ile österilen 1000 m2 yüzölçümündeki bölümün payları oranında … … çocukları …… ve paydaşları adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine ve Orman Yönetimi ile davacı … … mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 3116 Sayılı Yasa hükmüne göre 1944 yılında yapılıp 10.11.1944 tarihinde askı ilanı yapılarak kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 25.11.1997 tarihinde askıya çıkartılan ve dava tarihinde kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının Orman Yönetimi ve gerçek kişilere ayrı ayrı yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 04/03/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.