Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/16228 E. 2011/2546 K. 10.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/16228
KARAR NO : 2011/2546
KARAR TARİHİ : 10.03.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro tespiti sırasında … Köyü 201 ada 40 parsel sayılı 10230.83 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı …, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasıyla tespit maliki, Hazine, Köy Tüzel Kişiliği ve Orman Yönetimine yönelik dava açmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile çekişmeli taşınmazın davalı … adına olan Kadastro tespitinin iptaline bilirkişi rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 6486.534 m2 yüzölçümlü kısmının davacı … adına tespitine, (B) harfi ile gösterilen 3480,308 m2, (C) harfi ile gösterilen 152.303 m2 ve (D) harfi ile gösterilen 108.678 m2 yüzölçümlü kısmının orman niteliğiyle hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1972 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
1- Orman Yönetimi temyiz itirazları yönünden;
Öncelikle bir davada taraf sıfatı, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Dolayısıyla davacı sıfatı (aktif husumet) dava konusu hakkın sahibine; davalı sıfatı (pasif husumet) o hakka uymakla yükümlü olan kişiye aittir. Mahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında bir karar verilemez; dava, sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Görüldüğü üzere, taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunudur. Bu nedenle taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için defi değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir itiraz niteliğindedir. Kadastro davalarında husumet tespit malikine yöneltilir. Somut olayda ise çekişmeli taşınmaz davalı … adına tespit edilmiş olup Orman Yönetiminin çekişmeli taşınmaza yönelik bir davasının bulunmadığı gibi açılan davaya usulünce katılımı da bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle Orman Yönetiminin davada davalı sıfatı bulunmadığından temyiz isteminin (dilekçesinin) reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı …’un temyiz itirazlarına gelince;
Davalıya dava dilekçesinin tebliğine ilişkin tebligat “Muhatap dağa zeytine gittiğinden 7201 Sayılı Tebligat Kanununun 21. maddesi gereğince evrak köy azası …’a tebliğ edildi, Muhatabın kapısına 2 nolu haber kağıdı yapıştırıldı durumdan muhatabın komşusu …’ya haber bırakıldı.” açıklaması ile tebliğ edilmiştir. 7201 Sayılı Yasanın 21.maddesine göre kendisine tebliğ yapılacak kimse gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden çekinirse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine ve yahut zabıta amir veya memuruna imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih tebliğ tarihi sayılır. Tebligat Tüzüğünün 28.maddesinin 1. Fıkrası uyarınca da tebliğ memurunun muhatabın adreste bulunmama sebebini, bilmesi muhtemel olan komşu, kapıcı gibi kimselerden veya o yerin muhtar veya ihtiyar kurulu üyelerinden veyahut zabıta amir veya memurlarından soruşturularak vaki olacak beyanı tebliğ mazbatasına yazıp altını imzalatması gerekir. Bu yön özellikle tebligat kanununun 21. ve tüzüğün 23. maddeleri hükmünde de ayrıca vurgulanmıştır. Temyiz dilekçesinin davalıya tebliğine ilişkin tebligat parçasının arkasındaki yazı incelendiğinde en yakın komşunun imzasının alındığı anlaşılmakta ise de davalının temyiz dilekçesi ekinde sunduğu 09/10/2010 tarihli belgeden haber bırakılan …’nın … Köyünde ikamet etmediği ve davalının komşusu olmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalı adına çıkartılan dava dilekçesi ve duruşma gününün tebliği usulsüzdür. Mahkemece taraf teşkili sağlanmadığından savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle karar verilmesi doğru değildir. Dava dilekçesi ve duruşma günü bildirir usulüne uygun tebligat yapıldıktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Kabule göre de, davada taraf sıfatı olmadığı halde dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen Orman Yönetimi, Hazine ve köy tüzelkişiliği hakkındaki davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken taşınmazın bazı bölümlerinin orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş olması da doğru değildir.
SONUÇ: 1- Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle; Orman Yönetiminin temyiz dilekçesinin REDDİNE, peşin alınan temyiz harcının Orman Yönetimine iadesine,
2- 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı …’un temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde …’a iadesine 10/03/2011 günü oybirliğiyle karar verildi.