Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/1685 E. 2011/4761 K. 20.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1685
KARAR NO : 2011/4761
KARAR TARİHİ : 20.04.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Kadastro sırasında … köyü 101 ada 1 ve 102 ada 1 parsel sayılı sırasıyla 168848,44 m2 ve 587443,55 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, orman niteliğiyle dava dışı hazine adına tespit edilmiştir. Davacı … köyü tüzel kişiliği taşınmazların kadim mera olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve Kastamonu ili, … ilçesi, … köyü 101 ada 1 ve 102 ada 1 parsellerin kadastro tespitlerinin iptali ile taşınmazların mera vasfı ile sınırlandırılmasına ve meralara mahsus özel sicile kaydına karar verilmiş, hüküm davalı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro ve orman kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 sayılı Yasanın 5304 sayılı Yasa ile değişik 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parseller orman alanı içinde bırakılmıştır.
Çekişmeli 101 ada 1 ve 102 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar kadastro sırasında Orman niteliğiyle hazine adına tespit görmüştür. Kadastro Mahkemelerinde dava tespit maliki aleyhine açılır. Somut olayda husumet tespit maliki Hazineye yöneltilmemiştir. Ayrıca Ormanların mülkiyeti Hazine, kullanım hakkı ise Orman Yönetimine ait olduğundan açılan bu davada hazinenin hem tespit maliki olması, hem de Ormanlıların mülkiyet hakkına sahip olması nedeniyle taraf olarak yer alması zorunludur. Yasal ayrıcalıklar dışında yargılamayı yürüten hâkim davanın taraflarını dinlemeden veya iddia ve savunmalarını yapmak üzere yasal şekil ve şartlara göre çağırmadan, delilleri toplayıp hüküm veremez (Anayasanın 36. ve HYUY’nın 73. maddeleri). Hal böyle olunca, Orman Yönetimine husumet yöneltilerek açılan dava, mahkemece yukarıda belirtilen esaslar çerçevesinde Hazineye’de usulüne uygun şekilde dava dilekçesi ve duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek, taraf teşkili sağlanıp husumet yaygınlaştırılmalıdır.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Bilirkişi, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde oy ve görüşüne başvurulan kişidir. Bilirkişi, maddi vakıalar hakkında görüşünü bildirebilir, delilleri takdir yetkisi yoktur, hukuki veya sosyal sorunlarla ilintili değerlendirmelerde bulunamaz. Somut olayda bilirkişilerin sosyal ve hukuki değerlendirmeler ile eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritalarını yorumladıkları gözlemlenmiştir. Ayrıca, yine eski tarihli hava fotoğraflarını ve memleket haritalarını mevcut eylemli duruma göre değerlendirdikleri ancak,
eylemli durumda da taşınmazların üzerinde 10 metreye kadar yükselebilen, dikenli, beyaz veya pembe … maki formasyonuna ait alıç ağaçları bulunduğuna ve bilirkişilerce davaya konu taşınmazlar memleket haritasında da makilik olarak değerlendirilmiş olduğuna göre, taşınmazların eğim durumunun kesin olarak belirlenmesi gerekmesine rağmen bilirkişilerce taşınmazların eğimini klizimetre ile teknik yöntemlerle belirlenmemiş; memleket haritasında yapılan ölçüme göre belirlenmiştir. Mevcut bu duruma göre dahi 101 ada 1 sayılı parselin % 20-25 eğimli olduğu ifade edilmiş ancak bilimsel olarak da % 12’den fazla eğimli makilik sahaların orman ve toprak muhafaza karakteri taşıması nedeniyle muhafaza (koruma) makisi, yani orman sayılması gerektiği ise göz ardı edilmiştir. Yine raporu hükme dayanak alınan Ziraatçı bilirkişiler taşınmazların mera arazisi olduğunu ifade etmiş iseler de, raporlarını denetlemeye olanak verecek herhangi bir teknik veriye dayandırmadan hazırlamışlardır. Ziraatçı bilirkişilerin düzenlediği rapor taşınmazların niteliğinin ne olduğunun anlaşılabilmesi noktasında da açık bir deyişle yargı denetimine açık olmadığından oldukça yetersizdir. Soyut nitelikteki bilirkişi raporları hükme dayanak yapılamaz. Öte yandan kadimlik yönünden yapılan araştırma ve soruşturma da hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi yöntemine de uygun değildir. Mera yaylak ve kışlak davalarında, tahsise ya da kadim kullanma hakkına dayanabilir. Somut olayda kadim kullanım hakkına dayanıldığına göre bu hususun yeterince araştırılması, köyün kuruluş tarihinin İçişleri Bakanlığı aracılığıyla araştırılması ve köyün kadim ya da muhdes olup olmadığının saptanması gerekir. Yine taşınmazların öncesinin kadim mer’a niteliğinde olup olmadığı hususu araştırılırken yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına göre, komşu köylerden seçilerek yerel bilirkişi ve tanık ifadeleri ve uzman bilirkişi Ziraat Yüksek Mühendisi aracılığı ile tespiti gerekir. Mahkemece, taşınmazın kadim yada muhdes köy olup olmadığı içişleri bakanlığından sorulmamıştır. Keşif sırasında mahkemece bilgilerine başvurulan yerel bilirkişi sözleriyle Orman olarak tespit gören taşınmazların mer’a olduğuna ilişkin beyanları olaylara dayanmayan soyut içerikli beyanlar olup hükme dayanak yapılamaz.
O halde saptanan dava niteliği dikkate alındığında sağlıklı bir sonuca varılabilmesi ve çekişmeli taşınmazların öncesinin ve hukuki durumunun belirlenmesi için öncelikle, … köyünün kuruluş tarihinin içişleri Bakanlığı aracılığıyla araştırılması ve köyün kadim ya da muhdes olup olmadığının saptanması, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç kişilik orman mühendisi, bir … ve bir ziraat mühendisinden oluşacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle haritalardaki konumu saptanıp taşınmazlarının eğimlerinin duraksamaya yer vermeyecek biçimde (klizimetre) eğim ölçer aletle hesaplatılmalı, anılan belgeler çekişmeli taşınmazlarla birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli, 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; taşınmazın klizemetre (eğim ölçer aleti) ve memleket haritasındaki münhaniler yardımıyla kesin ve gerçek eğimi belirlenmeli, kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin
onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, hukuken ve bilimsel olarak ve orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/p maddesine göre eğimi % 12’nin üzerinde olan maki ve fundalık alanlar toprak ve orman muhafaza karekteri taşıması nedeniyle orman niteliğinde ve 6831 Sayılı Yasanın 1/j bendi kapsamı dışında olduğu gözetilmeli ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu taşınmazların orman olmadığı belirlendiği takdirde komşu köylerden seçilecek yerel bilirkişiler ve tarafların komşu köylerden bildirecekleri şahitleri HUMK’nun 259. maddesi hükmü gereğince mahallinde dinlemek ve usulüne uygun bir biçimde uzman ziraat yüksek mühendisi bilirkişi aracılığıyla kadim mer’a araştırması yapılarak taşınmazların öncesinin mera olup olmadığı, yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazların öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, özellikle uzman bilirkişi … memurundan keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçı bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli ve yargı denetimine açık rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 16/B ve 18.maddeleri hükmü eşliğinde sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporlarına dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 20/04/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.