YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12717
KARAR NO : 2011/14087
KARAR TARİHİ : 06.12.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … müdürlüğüne vekaleten Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
5831 sayılı Yasanın 8. maddesi ile değişik 3402 sayılı Yasanın ek 4. maddesi gereğince yapılan kadastro sırasında … mahallesi 28013 ada 5 parsel sayılı 276,93 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliği ile 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan alanda kaldığı ve … oğlu … ‘un kullanımında olduğu, üzerindeki evin kendisine ait olduğu ve … oğlu … ‘ın zilyetliğinde olduğu, gecekondunun … ‘e tahsis edildiği beyanlar hanesine şerh edilerek Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, taşınmazın kendisi tarafından kullanıldığını, … yazılması gerekirken … yazıldığını belirterek dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne çekişmeli … mahallesi 28013 ada 5 sayılı parselin Maliye Hazinesi adına tesciline, kadastro tutanağında geçen … Tok şerhinin ve … ve … in kullanımında olduğuna ilişkin şerhin iptaline, … oğlu …’un kullanımında olduğu ve üzerindeki evin … tarafından kullanıldığının tesbitine karar verilmiş, hüküm davalı … müdürlüğüne vekaleten Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 3402 sayılı Yasanın ek 4. maddesi gereğince yapılan kadastroya itiraza ilişkindir.
5831 sayılı Yasa ile 3402 sayılı Yasaya eklenen ek 4/1 madde gereğince “6831 sayılı Orman Kanununun 20/06/1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2’nci maddesi ile 23/09/1983 tarihli ve 2896 sayılı, 05/06/1986 tarihli ve 3302 sayılı Kanunlarla değişik 2’nci maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanunun 11’inci maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil…” edilir.
Kadastro tespitine itiraz davalarında davalı sıfatı tespit malikiyle birlikte var ise beyanlar hanesinde yararına şerh yazılan kişi ya da kişilere aittir. HGK’nun 2010/7-70-86 sayılı kararında da değinildiği gibi, aleyhine dava açılanların davalı sıfatının bulunmaması halinde dava, sıfat yokluğundan (husumet yönünden) reddedilecektir. 6100 sayılı HMK 119/1 (1086 sayılı HUMK. 179/1.) maddesi gereğince dava dilekçesinde tarafların ve varsa kanuni temsilcilerinin ad ve adreslerinin bildirilmesi gereklidir. Bu bildirim esnasında yapılan yanlışlıklardan bazıları, davanın sıfat (husumet) yokluğundan reddi sonucunu doğurmamakta, oluşan hataların giderilmesi, davalının temsilcisinde yanılmış olması halinde olduğu gibi olanak dahilindedir.
Somut olayda, kadastro müdürlüğünün davalı gösterilmesinin ve Hazine vekili tarafından temsil edilmiş olmasının temsilcide yanılgı olarak değerlendirilmesi gereklidir.
Davacı, tutanağın beyanlar hanesindeki ismin düzeltilmesi istemiyle dava açmış olup, davanın tespit maliki Hazineye ve beyanlar hanesinde kullanıma ilişkin şerh bulunan kişilere yöneltilmesi gerekirken, dava dilekçesinde sadece kadastro müdürlüğü hasım gösterilmiştir. Dava dilekçesindeki anlatım ve istemden, asıl dava edilmek istenenin kadastro müdürlüğü değil, Hazine olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın davalı olarak sadece kadastro müdürlüğüne yöneltildiğinden söz edilemez. Ortada belirgin biçimde temsilcide yanılma hali vardır. Mahkemece temsilde yanılma hali resen gözetilerek, davanın tespit maliki Hazineye yönlendirilmesi ve şerhte isimleri geçen … … ve … ’in davaya dahil edilmesi için davacı yana olanak verilmeli, davanın Hazine ile … … ve … ’e yaygınlaştırılması halinde davaya devam edilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeden yargılamaya devamla hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı … müdürlüğüne vekaleten Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına 06/12/2011 günü oybirliği ile karar verildi.