Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/12477 E. 2012/17834 K. 27.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12477
KARAR NO : 2012/17834
KARAR TARİHİ : 27.11.2012

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan akaryakıt istasyonu bayilik sözleşmesi ile davalının, müvekkilinden veya müvekkilinin belirleyeceği yerden satın alacağı akaryakıt ve madeni yağları akaryakıt istasyonunda satmayı ve teşhir etmeyi taahhüt ettiğini, sözleşmede davalının her yıl satmayı kabul ve taahhüt ettiği miktarların, fesih hallerinin ve davalının ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği cezai şartın da düzenlenmiş olduğunu, davalının sözleşmenin imzalandığı tarihten bu yana taahhüt ettiği miktarda satış yapamadığını, mal bedellerini de ödemediğini, bu nedenle müvekkilinin sözleşme gereğince cezai şart ve kar mahrumiyeti alacağının doğmuş olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000-TL cezai şart alacağının reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava dilekçesinin tavzih edilmesi gerektiğini, zira ne kadar akaryakıt, madeni yağ için ve hangi döneme ait olarak cezai şart istendiğinin belirli olmadığını, davacı ile aralarındaki sözleşmenin rekabet kurulunun aldığı karar gereğince 18.09.2010 tarihinde sona erdiğini, tonaj taahhüdüne dair sözleşme maddesinin tek taraflı ve baskı unsuru niteliği nedeniyle batıl olduğunu, EPDK tarafından da bu tür hükümlerin geçersiz sayıldığını, sözleşmenin sona erdiği yıl olan 2010 yılının hesaplamada dikkate alınamayacağını, davacının kestiği cezai şarta dair faturayı iade ettiklerini, kaldı ki, davacının yapılan ödemeleri ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin alması sebebiyle zımnen rıza gösterdiği, davacının da ön protokol aşamasında vaat ettiği birtakım yükümlülüklerini ifa etmediğini, müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını, davacının zararının olmadığını, defterlerinin kesin delil olamayacağını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, sözleşme devam ederken davacının herhangi bir şekilde senelik satış taahhüdü üzerinde durmadığı, davalı tarafa herhangi bir beyan ve ihtarda bulunmadığı, ancak rekabet kurulu kararı gereği sözleşmenin sona ermesi ile davacının cezai şart talebinde bulunduğu, talebin MK’ un 2. maddesine göre dürüstlük kurallarına uyma yükümlülüğüne aykırı olduğu, hakkın açık bir şekilde kötüye kullanılmaması gerektiği belirtilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 27.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.