YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8648
KARAR NO : 2013/1611
KARAR TARİHİ : 21.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … Köy Tüzel Kişiliği tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi, mera tahsis komisyonunca mera olarak sınırlandırılan 41, 200, 400 ve 444 parsel sayılı taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğunu iddia ederek, bu nedenle mera tahsis kararının iptali ile taşınmazların orman vasfı ile Hazine adına tapuya tescili talebi ile dava açmıştır. Yörede 1956 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında … Köyü 41 parsel sayılı 149250 m2, 200 parsel sayılı 74100 m2 ve 400 parsel sayılı 84420 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar mera ve orman vasfı ile, 444 parsel sayılı 198125 m2 yüzölçümündeki taşınmaz mera niteliği ile köy tüzel kişiliği adına tesbit edilmiş olup, taşınmazlar, mera sicilinde mera olarak kayıtlıdır. Mahkemece, çekişmeli taşınmazların tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren dava açılıncaya ve mera tahsis işlemi gerçekleşinceye kadar 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesinde öngörülen sürenin geçtiği ve mera tahsis komisyonunca yapılan tahsisin bu süreyi durdurmayacağı ve yeniden ihdası gibi bir durumun söz konusu olmadığından, davanın reddine dair verdiği karar, davacı … Yönetiminin temyizi üzerine;
20. Hukuk Dairesinin 12.12.2011 gün ve 2011/15442 – 14504 sayılı kararıyla “ Mahkemece, çekişmeli parselin kadastro tesbitinin askı suretiyle ilânını takiben 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Gerçekten de, çekişmeli parsellerin kadastro tesbitlerinin kesinleşmesinden sonra, 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü süreler dolmuşsa da, 5841 sayılı Kanunun 2. maddesiyle 3402 sayılı Kanunun 12. maddesinin üçüncü fıkrasına eklenen üçüncü tümcesinde yer alan “İddia ve taşınmazın niteliğine…” ibaresi Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 gün ve 2009/31 – 77 sayılı kararıyla iptal edilmiş olup, gerekçeli karar 23.07.2011 tarihli ve 28003 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Gerek, 766 sayılı Kanunun 31/2. maddesi ve gerekse, 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesinde, özel mülkiyete konu olamayacak, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler hakkında açılacak davaların 10 yıllık hak düşürücü süreye tabî olup olmadığı konusunda açık bir hüküm bulunmamakta ve bu maddeler özel şahıslar ile Hazine arasında bir ayrım da içermemekteyse de, “Kamu Malı” savıyla açılacak davalarda, 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı konusundaki Yargıtay kararları yerleşik içtihat halini almıştır (Örneğin: Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 08.05.1987 tarih ve 1986/3 Esas – 1987/4 Karar sayılı ilâmı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/1-19 E.- 2002/97 K.; 09.06.2004 gün ve 2004/1 – 335 E. 2004/354 K.; Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 09.12.2006 gün ve 2006/4206 – 4268; Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 11.03.2008 gün ve 2008/1911 – 3034; 20. Hukuk Dairesinin 03.04.2008 gün ve 2008/1564 – 5261 sayılı kararları).
Kamu malı kavramıyla ilgili en açık ve ayrıntılı kanuni düzenleme, 3402 sayılı Kadastro Kanunun 16. maddesinde yer almakta, bu maddede “Kamu Malları” başlığı altında, kamunun ortak kullanımına veya bir kamu hizmetinin görülmesine ayrılan yerler hakkında ayrıntılı düzenlemeler bulunmakta, eş düzenlemelere 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi’nde (madde 641,912) ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununda (madde 715,999) yer verilmektedir. 3402 sayılı Kanunun 16/D maddesi de Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ormanların, kadastro çalışmaları sırasında ne şekilde işleme tabî tutulacaklarını açıklamaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.11.1988 gün ve 1988/1 – 825 E. ve 1988/964 K.; 06.05.1992 gün ve 1992/1 – 187 E. ve 1992/295 K.; 24.03.1999 gün ve 1999/1 – 170 E. 1999167 K.; 22.09.1999 gün ve 1999/1 – 568 E. 1999/569 K.; 27.02.2002 gün ve 2002/1 – 19 E. 2002/97 K.; 09.06.2004 gün ve 2004/1 – 335 E. 2004/354 K.; Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 09.12.2006 gün ve 2006/4206 – 4268; Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 11.03.2008 gün ve 2008/1911 – 3034; 20. Hukuk Dairesinin 03.04.2008 gün ve 2008/1564 – 5261, 27.06.2008 gün ve 2008/4257 – 9287, 09.10.2008 gün ve 2008/8409 – 12530, 20.01.2009 gün ve 2008/15375 – 519 sayılı kararların da değinildiği üzere, gerek 766 sayılı Kanunun 31/2. maddesi ve gerekse 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesinde, özel mülkiyete konu olamayacak, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler hakkında Hazine tarafından açılacak davaların 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olup olmadığı konusunda açık bir hüküm bulunmamakta ve özel şahıslar ile Hazine arasında bir ayrım da içermemekte ise de, Hazine tarafından açılacak bu tür davaların (10) yıllık hak düşürücü süreye tabi olmadığı hususu yerleşmiş Yargıtay Kararları ile istikrarlı bir şekilde uygulanmaktadır. Açıklanan hususlar gözetilerek, mahkemece yargılamaya devam edilip, Orman Yönetiminin iddiası ve davalı tarafın savunması ve her iki tarafın delilleri sorulup, toplanarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği ” gereğine değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüyle, … İli, …’de bulunan 400, 200 ve 444 parsellerin tamamının, 41 nolu parselin bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümü yönünden mera tesbit komisyonu kararının iptaline, 41 parselin teknik bilirkişi … …’ın 12/10/2009 havale tarihli rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 45923,14 m2 kısmın ifraz edilerek köyün son parsel numarası verilmek suretiyle orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, bakiye bölüm için açılan davanın reddine, 400 parsel nolu taşınmazın mera vasfıyla … manevi şahsiyeti adına olan tapu kaydının iptaline, taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, 200 ve 444 parsellerin mera olarak kayıtlı vasıflarının iptaline, orman olarak tesciline karar verilmiş; hüküm davalı Köy Tüzel Kişiliği tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, mera tahsis komisyon kararının iptali ve tescil davası niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Genel arazi kadastrosu işlemi 1956 yılında yapılmış ve kesinleşmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada 41 sayılı parselin ( A) kısmı ile 200, 400 ve 444 sayılı parsellerin orman sayılan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve … biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 16. maddesi ile 3402 sayılı Kanuna eklenen 36/A maddesi gereğince davalı … Köy Tüzel Kişiliğinden onama harcı alınmasına yer olmadığına ve temyiz harcının istek halinde iadesine 21/02/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.