YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1458
KARAR NO : 2011/2704
KARAR TARİHİ : 15.03.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki TAPU İPTALİ VE TESCİL davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 15.07.2010 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 15/03/2011 günü için yapılan tebligat üzerine, duruşmalı temyiz eden, davalılar vekili Avukat … geldi, karşı taraftan davacı HAZİNE vekili Avukat … geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava konusu … MAHALLESİ, 14 ada 11 parsel sayılı 34308 m2 yüzölçümündeki taşınmazın 3116 sayılı Yasaya göre yapılarak kesinleşen orman kadastrosunda devlet ormanı olarak sınırlandırıldığını daha sonra 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığını ileri sürerek davalılar adına olan tapusunun iptali ile hazine adına tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece DAVANIN KABULÜNE, dava konusu 14 Ada 11 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına olan tapu tapu kaydının iptaline HAZİNE ADINA TESCİLİNE,karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava tapu iptali ve tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1943 yılında yapılan orman kadastrosunda … Bayırı Devlet Ormanı olarak sınırlaması yapılıp kesinleşen ormanın, … 1944 tarih 81 numarada 83 HEKTAR 3675 m2 yüzölçümüyle Hazine adına tapuya tescil edildiği, 1979 yılında 6831 sayılı Yasanın 1744 sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması yapılarak, II NUMARALI poligon numarasıyla orman rejimi dışına çıkartıldığı ve kesinleştiği anlaşılmıştır
Tüm dosya kapsamından ,öncesinde, orman sınırı içinde olduğundan dava tarihinden önce 3116 sayılı Yasaya göre 1943 yılında yapılıp tüm hak düşürücü süreler geçirilerek kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığına ve 6831 sayılı Orman Yasasının 1744 sayılı Yasa ile değişik 2 madde uygulaması ile orman sınırı dışına çıkarıldığı, taşınmazların 1943 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda Devlet Ormanı sınırları içinde alınıp kesinleşmesi ile TESPİT DAYANAĞI TAPU KAYDININ yasal dayanağının kalmadığına, aslında çekişmeli taşınmazın 6831 sayılı Orman Yasasının 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2 maddesinin 2.fıkrasına göre değil 1. fıkrasına göre uygulama yapılarak nitelik kaybettiği gerekçesiyle orman sınırı dışına çıkartıldığı ,tüm hak düşürücü sürelerin geçirilerek bu işlemin kesinleştiği ve 2. fıkraya göre orman rejimi dışına çıkartılmadığı için, 1744 sayılı Yasanın davacı kişi yararına uygulanamayacağına, aşınmaz daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde ve tapu sicilinde orman niteliğiyle Hazine adına kayıtlı ve mülkiyet hakkı Hazineye ait kamu malı orman olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.’nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı bir yana, davalının taşınmazın niteliğini görmeden satın almasının hayatın olağan akışına ve yaşam kurallarına uygun olmayacağından, tapuya güven ve iyi niyet kurallarından faydalanamayacağı, davalı taşınmazı satın almışsa, ödediği bedeli, sebepsiz zenginleşme kurallarına göre bu yeri kendisine satanlardan geri alabileceği belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre,mahkemece davanın kabulü yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 Sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hüküm fıkrasındaki”Hazine harçtan muaf olması sebebiyle harçsız açılan davada, 1.485,00 TL harcın davalılardan eşit olarak tahsili ile, hazineye irat kaydedilmesine,
Tamamı davacı tarafından karşılanan 3 davetiye gideri 13,50 TL ile 1.115,00 TL keşif bedeli toplamı 1.128,50 TL muhakeme giderinin davalılardan eşit olarak alınarak, davacıya verilmesine,
Kendisini vekille temsil ettiren davacı lehine 2.950,00 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan eşit olarak alınarak davacıya verilmesine,”cümleleri hükümden çıkarılarak, bunun yerine “6099 sayılı Yasa ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 15/03/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.