YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/19755
KARAR NO : 2010/2556
KARAR TARİHİ : 02.03.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali tescil ve 2/B madde şerhi verilmesi davalarının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Öncesi bütün olan … Köyü 17, 18 ve 19 sayılı parseller hakkında hükmüne uyulan Yargıtay 20.Hukuk Dairesinin 10.11.2008 gün ve 2008/14897-14760, 2008/14893-14767 ve 2008/14892-14768 sayılı bozma kararlarında özetle: “Keşifte bilgisine başvurulan orman ve fen bilirkişiler birlikte düzenledikleri raporda; dava konusu … Köyü 17, 18 ve 19 sayılı parsellerin 1949 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda (A) ile gösterilen bölümlerinin orman sınırları içinde, (B) ile gösterilen bölümlerinin orman sınırları dışında bulunduğu, (A) ile gösterilen bölümlerin 27.05.1987 tarihinde ilan edilen 6831 Sayılı Yasanın 3302 Sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığının belirlendiği, ancak; mahkemece, Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.09.1956 gün 1956/170-241 sayılı tescil kararının Hazineyi bağlayan kesin hüküm niteliğinde olduğu gerekçesiyle, Hazinenin davasının reddine karar verilmişse de, 1956/170-241 sayılı kararının dosya içine konulan örneği incelendiğinde, davalıların bayii … Söyler’in 1954 yılında açtığı tescil davasının kararı gerekçesinde; keşif tarihinden çok önce 1949 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro haritasının uygulandığı ya da orman araştırması yapıldığı konusunda hiç bir bilginin bulunmadığı, bu konuda bilirkişilerden rapor alınmadığı, dinlenen tanıkların dava konusu taşınmazın Hazine ile ilgisi olmadığı ve davacının kullanımında olduğu konusundaki beyanları esas alınarak hüküm kurulduğu, dava konusu 17, 18 ve 19 sayılı parseller 1949 yılında kesinleşen orman sınırları içinde bulunması nedeniyle Medeni Yasanın 713. (639) maddesi gereğince Orman Yönetimi yasal hasım olduğu halde, Orman Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilmediğinden tescil kararının Orman Yönetimini bağlamayacağı, tescil kararı ile 1949 yılında kesinleşen orman kadastrosunun iptal edilmemesi nedeniyle geçerliliğini sürdürdüğü, işte dava konusu taşınmazın kesinleşen orman sınırı içinde iken 31.12.1981 tarihinden önce orman niteliğini kayıp etmesi nedeniyle 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman rejimi dışına çıkartıldığı ve işlemin kesinleştiği, taşınmazın Hazineye intikal etme nedeninin taşınmazın orman kadastro sınırı içinde kalması olduğu ve temyize konu davada Hazine taşınmazın 1949 yılı orman kadastro sınırı içinde iken kesinleşen 2/B madde uygulamasıyla orman sınırları dışına çıkarılan bölümünün Hazine adına tescilini istediğine göre, her iki davanın hukuki sebeplerinin farklı olması nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.09.1956 gün ve 1956/170-241 sayılı kararının H.Y.U.Y.’nın 237. maddesi anlamında kesin hüküm olarak kabul edilemeyeceği gözetilerek davanın esası hakkında bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyulduktan sonra 5841 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesi gereğince davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman kadastro sınırları içinde iken 6831 Sayılı Yasanın kesinleşen 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırı dışına çıkartılan taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1949 yılında ve seri bazda yapılarak kesinleşen orman kadastrosu ile daha sonra 1986 yılında yapılarak 27.05.1987 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu 1986 yılında yapılmıştır.
İncelenen dosya kapsamına, uzman orman ve fen bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazların fen bilirkişi raporunda (A) işaretli bölümlerinin 1949 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini yitirmesi nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılma işleminin de kesinleştiği taşınmazların belirtilen kısımları daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde olduğu halde, Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.09.1956 gün 1956/170-241 sayılı kararı ile kişiler adına tescil edildiği, ancak; taşınmaz o tarihte kısmen orman sınırları içinde olduğu ve Medeni Yasanın 713. (639) maddesi gereğince Orman Yönetimi yasal hasım olduğu halde, Orman Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilmediğinden tescil kararının Orman Yönetimini bağlamayacağı, tescil kararı ile 1949 yılında kesinleşen orman kadastrosunun iptal edilmemesi nedeniyle geçerliliğini sürdürdüğü, buna göre taşınmazlar orman sınırları içinde ve hukuken orman iken 1986 yılında arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hatalı işlem sonucu ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, bu işlemin ikinci kadastro olduğu ve 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, bu tür kayıtlarda M.Y.’nın 1023. Maddesinde anılan iyi niyetle edinme koşullarının uygulanmayacağı, davalılar taşınmazı satın almışlarsa, satış bedelini bu yeri kendilerine satanlardan sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri alabilecekleri gözetilerek, davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken 3402 Sayılı Yasanın 12/3. Maddesinde belirtilen hak düşürücü süre geçtiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 02.03.2010 günü oybirliği ile karar verildi.