YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/435
KARAR NO : 2010/579
KARAR TARİHİ : 25.01.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali tescil davasının yapılan duruşması sonunda, davanın kısmen kabulü yolunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi vekili ile davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi, … Kasabası … parsel sayılı 11800 m2 yüzölçümündeki taşınmazın tapuda davalılar adına kayıtlı olduğunu, yörede 27.06.1970 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığını belirterek davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve dava konusu parselin 04.08.2008 tarihli fen ve orman bilirkişi rapor ve krokisinde (A) ile gösterilen 1260 m2 bölümün ifraz edilerek orman niteliği ile hazine adına, (B) ile gösterilen 10540 m2 kısmın davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi vekili ile davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit ve dava tarihinden önce 27.06.1970 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 3302 Sayılı Yasaya göre 22.11.2005 tarihinde yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Yörede genel arazi kadastrosu 766 Sayılı Yasaya göre 1970 yılında yapılmış sonuçları 24/03/1972 – 24/04/1972 tarihleri arasında ilan edilerek 25/04/1972 tarihinde kesinleşmiştir.
Çekişmeli taşınmazın kadastro tesbiti ve dava tarihinden önce 27.06.1970 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen ilk orman kadastrosunda ve daha sonra 3302 Sayılı Yasaya göre 22.11.2005 tarihinde yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon haritasında kısmen orman tahdit sınırları içersinde kaldığı uzman orman bilirkişisi tarafından usulunce yapılan uygulamadan ve dairece aldırtılan ek rapordan anlaşılmaktadır. Ne varki; mahkemece 5841 Sayılı Yasa koşulları tartışılmamış ve davalı gerçek kişi tarafından da bu hususta bir temyiz nedeni ileri sürülmemişsede yürürlükteki yasalar, yargılaması henüz sonuçlanmamış dosyalarda ve kesinleşmemiş kararlara uygulanacağından ve bu konu kamu düzenine ilişkin olduğundan resen dairece dikkate alınmış ve şu sonuca ulaşılmıştır.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1970 yılında 1744 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda dava konusu taşınmaz kısmen orman sınırları içinde bırakılmış, 2005 yılında yapılan ve 22/11/2005 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon işlemi sırasında da yine kısmen orman sınırları içinde gösterilmiş, 1972 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise taşınmazın, daha önce yapılan orman kadastrosu sınırları içinde olduğu gözönünde bulundurulmadan, hata sonucu ikinci kere kadastrosu yapılarak kişiler adlarına özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak tescil edilmiştir.
-2-
2010/435-579
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman ve fen bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın kısmen 1970 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, taşınmaz daha önce yapılan orman kadastrosunun kısmen sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı belirlenerek tapu kaydının kısmen iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı … yönetiminin ve davalının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 25.01.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.