YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/260
KARAR NO : 2010/621
KARAR TARİHİ : 25.01.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede 1968 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında … İlçesi, … Köyü 60 parsel sayılı 48875 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Haziran 1298 tarih 33-34-35-36-37 numaralı tapu kayıtları ve 61 numaralı vergi kaydına dayanılarak … adına tespit edilmiştir. Çekişmeli 214, 231 ve 232 parsel sayılı taşınmazlar 60 numaralı parselin ifrazi ile oluşmuştur ve 214 numaralı parsel 36144 m2 yüzölçümü ile … İnşaat Turizm ve Planlama A.Ş adına, 231 numaralı parsel 421,07 m2 yüzölçümü ile … adına , 232 numaralı parsel 1002,54 m2 yüzölçümü … adına tapuda kayıtlıdır.
Davacı Hazine birleştirilen 2003/576 esas sayılı dava dosyası ile 231 ve 232 parsel sayılı taşınmazların tapuda davalılar adına kayıtlı olduğunu yörede 1940 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığını belirterek davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır ; orman yönetimi ise ana dosya ile 214, 231 ve 232 numaralı parsellerin tapuda davalılar adına kayıtlı olduğunu yörede 1940 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığını belirterek davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, 3402 Sayılı Yasanın 12/3.maddesinde belirtilen on yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1940 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda dava konusu taşınmazlar orman sınırları içinde bırakılmış, 1980 yılında yapılan ve kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması ile 1988 yılında yapılan ve kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması işlemleri sırasında da yine orman sınırları içinde gösterilmiş, 1968 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise taşınmazların, daha önce yapılan orman kadastrosu sınırları içinde olduğu gözönünde bulundurulmadan, hata sonucu ikinci kere kadastrosu yapılarak kişiler adlarına özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak tescil edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, uzman orman ve fen bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazların 1940 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, taşınmazların daha önce yapılan orman kadastrosunun sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün
-2-
2010/260-621
sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026 (E.M.Y.nın 934. İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olacağı, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023 (E.M.Y.931 İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı gibi, davalıların taşınmazın fiili durumunu görmeden satın almalarının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, taşınmazların orman olduğunun yapılacak bir inceleme sonucunda anlaşılmasının mümkün olması nedeniyle davalıların taşınmazları iyi niyetle edindiklerinin de kabul edilemeyeceği, davacıların taşınmazları satın alırken ödedikleri bedeli bu yerleri kendilerine satan kişilerden sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri alabileceği, mahkemenin 1999/417 sayılı dosyasında dava konusu 60 sayılı parselin doğusunda komşusu olan 110 nolu parselin de Hazine tarafından tapu kaydının iptali isteğiyle açtığı davanın reddine ilişkin kararın Daireninin 26.10.2009 gün 2009/12810-15713 sayılı kararı ile bozulduğu gözönünde bulundurularak kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu gibi hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı … Yönetiminin ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 25/01/2010 günü oybirliği ile karar verildi.