Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2013/700 E. 2013/1490 K. 19.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/700
KARAR NO : 2013/1490
KARAR TARİHİ : 19.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi, dava dilekçesinde, … Köyü 112 ada 46 nolu 7571,87 m² yüzölçümlü taşınmazın davalı gerçek kişi adına tapuda kayıtlı olduğunu, 1995 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosuna göre, çekişmeli taşınmazın bir bölümünün orman sınırları içinde kaldığı halde, daha sonra yapılan arazi kadastrosu sırasında, gerçek kişi adına tesbit edildiğini iddia ederek, çekişmeli taşınmazın kesinleşen tahdit sınırı içinde kalan bölümünün tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmesi iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, çekişmeli taşınmazın (A) ile gösterilen bölümünün kesinleşen orman kadastro sınırları içinde bulunduğu, (B) ve (D) ile gösterilen bölümlerinin kesinleşen 2/B madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve 112 ada 46 nolu taşınmazın bilirkişi raporuna ekli krokide (A) ile gösterilen 544,21 m² yüzölçümlü bölümün orman niteliği ile Hazine adına tesciline, (B) ile gösterilen 1080,10 m² yüzölçümlü bölüm ile (D) ile gösterilen 126,32 m² yüzölçümlü bölümlerin 2/B sahasında kaldığından tarla niteliği ile Hazine adına tesciline, taşınmaz üzerindeki fındık ağaçlarının davalı …’a ait olduğunun tapunun beyanlar hanesinde gösterilmesine, (C) ile gösterilen 5821,24 m² yüzölçümlü bölümün fındık bahçesi niteliği ile davalı gerçek kişi adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişi tarafından taşınmazın (A), (B) ve (D) ile gösterilen bölümlerine yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1975 yılında yapılarak kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması ile daha sonra 22.06.1995 tarihinde ilân edilerek kesinleşen, daha önce sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 2/B madde uygulaması vardır.
1) İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada çekişmeli taşınmazın (A) ile gösterilen bölümünün orman tahdidi içinde kalan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve … biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; her ne kadar mahkemece, taşınmazın (B) ve (D) ile gösterilen bölümlerin kesinleşen 2/B madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tarla niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmiş ise de yapılan değerlendirme ve varılan sonuç doğru değildir. Şöyle ki; davacı … Yönetimi husumeti tapu maliki gerçek kişiye yönelterek, kesinleşen tahdit sınırı içinde kalan bölümün orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istediğine göre, davacının talebi, taşınmazın kesinleşen
orman sınırları içinde kalan bölümüne yöneliktir. Hazine davada taraf olmadığına göre, taşınmazın kesinleşen 2/B uygulamasıyla orman sınırları dışına çıkarıldığı belirlenen bölümleri davaya konu değildir. Bu nedenle, mahkemece 6100 sayılı H.M.K’nun 24 ve 26. maddeleri gereğince, taşınmazın (B) ve (D) ile gösterilen bölümleri yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, … olduğu gibi hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
Ayrıca, karar tarihinden önce 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 16. maddesiyle 3402 sayılı Kanuna eklenen 36/A maddesi gözetilmeyerek, davalı taraf aleyhine yargılama gideri ile vekalet ücretine hükmedilmesi ve çekişmeli taşınmazın (C) ile gösterilen bölümü yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekirken, mükerrer tapu oluşturulacak şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ:1) Yukarıda 1. bentde açıklanan nedenlerle; davalı gerçek kişinin temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA,
2) Yukarıda 2. bentde açıklanan nedenlerle, davalı gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 19/2/2013 günü oy birliği ile karar verildi.