YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/15474
KARAR NO : 2011/1247
KARAR TARİHİ : 16.02.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı gerçek kişiler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … İlçesi … mevkii 552 parsel sayılı 13.800 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Şubat 1952 tarih 190 sıra nolu 4753 Sayılı Yasa uyarınca oluşan tapu kaydı uygulanarak tarla niteliği ile … adına tespit ve tescil edilmiş, imar uygulaması üzerine 2460 ila 4281 parsellere ifraz edilmiştir. 4271 parsel sayılı 351,60 m2 yüzölçümündeki taşınmaz satış yoluyla davalılardan …’e, 4272 parsel sayılı 376,60 m2 yüzölçümündeki taşınmaz …’ye geçmiştir.
Davacı … Yönetimi, 4271 ve 4272 parsel sayılı taşınmazların kesinleşen tahdit içinde kaldığından tapu kayıtlarının iptal edilerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescilleri ve davalıların elatmalarının önlenmesine karar verilmesi istemiyle ayrı ayrı dava açmıştır. Mahkemece, dava dosyaları birleştirildikten sonra … ve …; 24.07.2006 havale tarihli dilekçe ile; çekişmeli taşınmazları tapu kaydında hiçbir şerh olmaksızın satın aldıkları, devletin tapu sicilinin tutulmasında objektif sorumluluğunun bulunduğu, Orman Yönetimi tarafından açılan dava ile kamulaştırmasız elatmanın söz konusu olduğu, bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesi aksi durumda yani taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ve orman niteliği ile tapuya tescili karşılığında davalı taşınmazların dava tarihinde saptanacak gerçek değerinin kamu alacaklarına uygulanan faiziyle birlikte fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 7.000.-YTL tazminatın orman yönetiminden alınarak taraflarına verilmesi istemiyle karşı dava açmışlardır. Yalova 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 23.12.2008 gün 2006/207-2008/498 sayılı ilam ile, Orman Yönetiminin çekişmeli taşınmazlara el atmasının bulunmadığı, karşı davanın ispatlanamadığı gerekçesi ile karşı davanın reddine, Orman Yönetiminin davasının kabulüne, … ve orman bilirkişi tarafından ortak düzenlenen krokili raporda 4271 parselin (C) ile işaretlenen 224,96 m2, 4272 parselin (A) ile işaretlenen 182,35 m2 yüzölçümlü bölümlerinin tapu kayıtlarının iptal edilerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescillerine karar verilmiş, hükmün davalı kişiler tarafından temyizi üzerine Dairece onanarak 28.07.2009 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı bakanlıklar vekili, Yalova 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.12.2008 gün 2006/207-2008/498 sayılı dosyasında çekişmeli 4271 parselin (D) ile işaretlenen 126,24 m2 yüzölçümlü kesiminin ve 4272 parsel sayılı taşınmazın (B) ile işaretlenen 194,25 m2 yüzölçümlü kesiminin 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldıkları belirlendiğinden tapu kayıtlarının iptal edilerek Hazine adına tapuya tescillerine karar verilmesi istemiyle temyize konu davayı açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne, Yalova 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.12.2008 gün 2006/207-2008/498 sayılı dosyasında … ve orman bilirkişi tarafından ortak düzenlenen 31.05.2008 havale tarihli krokili raporda 4271 parselin (D) ile işaretlenen 126,24 m2 , 4272 parselin (B) ile işaretlenen 194,25 m2
yüzölçümlü bölümlerinin tapu kayıtlarının iptal edilerek 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına tapuya tescillerine karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen 2/B madde alanında kalan taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ve tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1945 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1950 yılında 5653 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan makiye ayırma, 1957 yılında arazi kadastrosu, 3302 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve 23.08.1991 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve Yalova 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.12.2008 gün 2006/207-2008/498 sayılı dosyasında raporları hükme dayanak yapılan uzman bilirkişiler tarafından yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırma sonucunda çekişmeli taşınmazların tamamının 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman sınırlama haritasında … Devlet Ormanı sınırları içinde kaldığı, 1950 yılında 5653 Sayılı Yasa hükümlerine göre makiye ayrıldığı, toprak tevzi komisyonunca 8 tevzi numarası ile … adına dağıtım ve tescilinin yapıldığı, taşınmazların tamamının tevzi haritasının kapsamında kaldığı, … ve orman bilirkişi tarafından ortak düzenlenen krokili raporda 4271 parselin (D), 4272 parselin (B) ile işaretlenen kesimlerinin Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldıkları, temyize konu yerlerin eğim ölçere göre % 20 – 25 eğimli olduğu, üzerlerinin bozuk baltalık orman örtüsü ile kaplı bulunduğu, orman ve toprak muhafaza karakteri taşıdıkları anlaşıldığına, makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulara değer verileceği Y.İ.B.B.K.nın 22.03.1996 gün 1993/5-1 sayılı ve H.G.K.nun Y.K.Dnin Ekim 2002 sayısında yayınlanan 27.02.2002 gün ve 2002/1-19/97 sayılı kararı ile kabul edildiğine, ve her ne kadar taşınmaz makiye ayırmadan sonra 4753 ve 5618 sayılı yasa hükümleri uyarınca tevzi edilmiş ise de, 4753 Sayılı Yasanın 8. maddesinde ormanların tevzi edileceğine dair bir hüküm bulunmadığına, 6831 Sayılı Yasanın 1/j bendinin karşı kavramından funda veya makiliklerle örtülü orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan yerlerin orman sayılacağına, bilimsel olarak da % 12’den fazla eğimli makilik sahaların orman ve toprak muhafaza karakteri taşıması nedeniyle muhafaza(koruma) makisi yani orman sayılması gerektiğine, bu nitelikteki taşınmazların 5653 Sayılı Yasa hükümlerine göre makiye ayrılamayacağına, ayrılmış olsa bile yasal dayanağı bulunmadığından yok hükmünde sayılacağına, orman niteliğini koruyan muhafaza (koruma) makilik alanlarda 22.03.1996 gün ve 1993/5-1 Sayılı İnançları Birleştirme Kararının ve H.G.K.nun Y.K.Dnin Ekim 2002 sayısında yayınlanan 27.02.2002 gün ve 2002/1-19/97 sayılı kararının uygulama yerinin bulunmadığına, halen eylemli orman olan taşınmazların özel mülkiyet olacak şekilde sicile kayıt edilmesinin yasal dayanağının bulunmadığına , bu nitelikteki taşınmazların her nasılsa özel mülkiyet niteliği ile sicile geçirilerek, hakkında kayıt oluşturmasının yolsuz tescil (E.M.Y. md. 933 Yeni T.M.Y. md. 1025) olduğuna , karşı davacıların taşınmazların eylemli durumunu bilmemelerinin mümkün olamayacağından T.M.Y.’nın (931) 1023. maddesinde … iyi niyet kurallarından da yararlanamayacağına, kaldı ki, devlet ormanlarında özel mülklerin bağlı olduğu yasa hükümlerinin uygulanamayacağına, taşınmazlar daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde olduğu halde arazi kadastro ekiplerinin bu durumu göz önünde bulundurmadan hata ile ikinci kadastro yapıp yolsuz olarak sicil oluşturmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. Maddesi hükmüne göre ikinci kadastronun bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.MY’nın 934 – İsviçre M.Y. 976) maddesi gereğince tapunun hiçbir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceğine, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığına, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan bir sicil kaydının davalılara hiçbir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağına ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kayıtlarının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai)
mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp , mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran açıklayıcı (ihzari) başka bir anlatımla sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğuna , bu tür kayıtlarda TMY’nın 1023. (E.MY’nın 931 – İsviçre M.Y. 974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanmayacağı, davalıların bu taşınmazları satın alırken ödedikleri bedeli taşınmazları kendisine satanlardan koşulları varsa sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri alabilecekleri gözetilerek kaydın iptaline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, 19.01.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yayımı tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı yasanın 16. maddesi ile 3402 Sayılı Yasaya eklenen 36/A maddesinde “ Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu ve kuruluşları tarafından kayıt lehdarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekalet ücreti dahil yargılama giderine hükmolunmaz” ve yine 6099 Sayılı Yasanın 17. maddesi ile 3402 Sayılı Yasaya eklenen Geçici 11. maddesinde “ Bu Kanununun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekalet ücreti dahil yargılama giderleri içinde uygulanır” hükümleri uyarınca çekişmeli taşınmazın tapu maliki olan davalı aleyhine vekalet ücreti dahil yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğinden hükmün vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. Bu sebeple, hüküm fıkrasında yer alan “A ve B bölümlerinin 3, 4. ve 5 . bentlerinin “ tamamen hükümden çıkarılarak bunların yerine “19.1.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasanın 16. maddesi ile 3402 Sayılı Yasaya eklenen 36/A maddesi ve 6099 Sayılı Yasanın 17. maddesi ile 3402 Sayılı Yasaya eklenen Geçici 11. maddesi uyarınca davacı Bakanlıklar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına” cümlelerinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 16/02/2011 günü oybirliği ile karar verildi.