YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5019
KARAR NO : 2011/9704
KARAR TARİHİ : 13.09.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Kadastro Müdürlüğüne vekaleten Hazine avukatı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
5831 sayılı Yasanın 8 ve 3402 sayılı Yasanın Ek-4 maddesine göre yapılan kadastroda … ilçesi … köyü, … mevkii 202 ada 100 parsel sayılı 3006,52 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesine, 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığına ve … kızı 1927 doğumlu … kullanımında olduğuna ve üzerindeki evlerin kendisine ait olduğuna ilişkin şerh yazılarak Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacılar … ve … parselin anneleri …’e aitken, ölünceye kadar bakma vaadi karşılığında kendilerine bağışladığı, buna rağmen kadastroda halen onun kullanımında olduğunun yazıldığı, bu yanlışlığın giderilerek kendilerinin kullanımında olduğunun yazılmasını istemişlerdir. Mahkemece davanın kabulüne, çekişmeli … köyü 202 ada 100 sayılı parselin mülkiyetinin Hazine adına kesinleştiğinin tesbitine, beyanlar hanesinde yer alan, … kızı … kullanımında olduğuna ilişin şerhin silinerek yerine, çekişmeli parselin eşit paylar ile 1955 doğumlu … oğlu … ve 1970 Doğumlu … kızı …’ya ait olduğunun tespitine taşınmaz üzerindeki evlerin de davacılar ait olduğunun tespitine karar verilmiş, hüküm Kadastro Müdürlüğüne vekaleten Hazine avukatı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 3402 sayılı Yasanın Ek-4 maddesi gereğince yapılan kadastroya itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1945 yılında yapılıp 16.01.1946 tarihinde askı ilanı yapılarak 10.04.1946 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ile daha sonra 1981 yılında yapılarak 24.09.1982 tarihinde askıya çıkartılan ve dava tarihinde kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır
Çekişmeli parselin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı yönünde uyuşmazlık bulunmayıp, gerçe kişilerin mülkiyet iddiası yoktur. Davacı ve davalı gerçek kişiler arasındaki uyuşmazlık çekişmeli parselin kimin kullanımında olduğu ve üzerindeki evlerin kimin kullanımında olduğu konuşunda olup, davacı tarafın iddiası davalı gerçek kişi tarafından kabul edildiğine göre, Hazinenin sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, mevcut dava nedeniyle çekişmeli parselin kadastro tespitinin kesinleşmediği, 3402 sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince Kadastro Mahkemesinin, Medeni Yasanın öngördüğü biçimde doğru sicil oluşturma görevi bulunduğu, başka bir deyişle, uyuşmazlığın esası hakkında karar verirken, çekişmeli parselin hangi nitelikte, miktarda ve kimin adına tapuya tescil edileceğine, beyanlar hanesinde hangi şerhlere yer verileceğine tereddüde yer bırakmayacak biçimde karar verme görevinin bulunduğu gözetilerek sicil oluşturulması gerekirken, yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 13.09.2011 günü oybirliği ile karar verildi