YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5355
KARAR NO : 2012/7742
KARAR TARİHİ : 21.05.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, vergi kaydı ve zilyetliğe dayanarak yörede 2007 tarihinde ilk kez yapılan ve 08/5/2007 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu sırasında …. köyünde bulunan iki parça taşınmazın orman sınırı içine alınması işleminin yanlış olduğunu ileri sürerek, bu yere ait sınırlamanın iptalini istemiş, yargılama sırasında dava konusu yerlere ait olduğunu belirttiği yedi adet tapu kaydı ibraz etmiştir. Mahkemece, 6831 sayılı yasanın 11. maddesinde öngörülen altı aylık askı ilanı geçtikten sonra zilyetliğe dayanarak orman kadastrosuna itiraz edilemeyeceği gibi taşınmazların eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarında orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, on yıllık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu, ayrıca orman kadastrosunun kesinleşmesinden sonra 6 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra zilyetlik iddiasıyla dava açılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Davacılar, her ne kadar vergi kaydı ve zilyetlik iddiasıyla dava açmış ise de, yargılama sırasında dava konusu taşınmazlara ait olduğunu belirttikleri 7 adet tapu kaydı ibraz etmişlerdir. İbraz edilen bu kayıtlar getirtilip uygulanmadığı gibi, yörede yapılan orman kadastrosuna ilişkin belgeler ve tahdit haritası dahi dosyaya getirtilmemiş, 2009 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında taşınmaza 166 ada 1 parsel numarasının verilmesine rağmen kadastroda ne gibi işleme tâbi tutulduğu da araştırılmamıştır.
Bu nedenle; mahkemece, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazların bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği, kadastro sırasında dava konusu 166 ada 1 sayılı orman parseli hakkında tutanak tutulup tutulmadığı sorularak buna ilişkin belgeler ile davacıların dayandığı tapu kayıtlarının ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte tapu sicil müdürlüğünden getirtilmeli, bundan sonra tapu kaydına dayanan davacı tarafın kayıt maliki ya da malikleri ile akdî, ırsî ilişkisi sorulup saptanmalı, bu nedenle kayıt maliki ya da maliklerinin tüm mirasçılarını gösterecek şekilde onaylı nüfus aile kayıt örnekleri, ilgili nüfus müdürlüğünden getirtilmeli, ya da bu konuda istihsal edilmiş veraset belgesi varsa ibraz ettirilmeli, bu yolla ırsî ilişki sağlıklı biçimde duraksamasız belirlenmeli, akdî ilişkiye dayanıldığı takdirde, ilgiliden bu konudaki delilleri sorulup saptanmalı, göstereceği deliller toplanmalı ya da bu konuya ilişkin yazılı kayıt ve belgeleri ibraz ettirilmeli, kayda dayanan tarafın tapu kayıt maliki ya da malikleri ile akdî ya da ırsî ilişkisi saptanamadığı takdirde, 6831 sayılı Yasanın 11. maddesi gereğince 6 aylık hak düşürücü sure geçmiş olduğundan, başkaca bir araştırmaya gerek kalmadan dava hak düşürücü süreden reddedilmeli, bu ilişki saptandığı takdirde, tarafların dayandığı tapu kayıtlarının dava dışı başka taşınmaz ya da taşınmazlara revizyon görüp görmediği, tapu sicil müdürlüğü ve kadastro müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ya da taşınmazlarla birlikte revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita kadastro müdürlüğünden getirtilmeli, bundan sonra dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtlar davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde dava konusu taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca dayanılan tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada kayıtların revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar varsa özellikle gözönünde tutulmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde, bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, bu yolla dava konusu taşınmazların dayanılan tapu kayıtlarının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanmalı, ayrıca taşınmazların dayanılan tapu kayıtlarının kapsamında kaldığı belirlenirse, eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarında orman sayılan yerlerden olduğu göz önünde bulundurularak tapu kaydının 4785 sayılı yasa karşısındaki hukuki durumu tartışılmalı oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ile yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 21/05/2012 günü oybirliği ile karar verildi.