YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1883
KARAR NO : 2011/4886
KARAR TARİHİ : 21.04.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü … mevkii 229 ada 7 ve 8 parsel sayılı 7858,88 m2 ve 26707,81 m2 yüzölçümündeki tarla nitelikli taşınmazlar, tarla niteliğiyle ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle paylı olarak …, … ve Hali … adına tesbit edilmiştir. Davacı, Hazine davalı yararına zilyetlikle edinme koşullarını oluşmadığı, taşınmazların tesbitinin iptali ve Hazine adına tapuya tescili iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın REDDİNE, çekişmeli parsellerin tesbit gibi davalılar adına tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Mahkemece keşif ve bilirkişi raporlarıyla çekişmeli parsellerin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığının belirlendiği gerekçesiyle davanın reddine karar veilmişse de çekişmeli parseller devlet ormanı olarak tesbit edilen 220 ada 1 sayılı parsele sınır olduğu halde, orman sayılan yerlerden yada mera niteliğindeki yerlerden olup olmadığı yöntemince araştırılmamış, zilyetliğin başlangıcı, süresi, şekli ve kenomik amacına uygun olup olmadığı yönünde somut olaylara dayalı yerel bilirkişi ve tanık ifadelerine başvurulmamıştır.
Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 sayılı Yasa ile sadece devlet ormanları belirlenmiştir. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir. 4999 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 7 ve devamı maddeleri gereğince, Orman Kadastro Komisyonlarının, her hangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların kadastrosunu yapma görevi vardır.
O halde; mahkemece, öncelikle çekişmeli parsellerle ilgili mera tahsis kararı bulunup bulunmadığı mera teknik ekibince çalışma yapılıp yapılmadığı, mera nitelikli vergi kaydı ve tapu kaydı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, olan kayıtlar getirtilmeli, başka köylerden çekişmeli parselleri bilen yeterince yaşlı yerel bilirkişilerin isimleri tesbit edilmeli, çekişmeli parselleri geniş çevresi ile birlikte gösteren kadastro krokisi, orijinal renk ve semboleri içeren 1/5000 ölçekli paftasının, çekişmeli parsellerin komşuları olan parsellerin kadastro tesbit tutanakları ile var ise tesbitlerine esas alınan tapu ve vergi kayıtları, itirazlı olanlar yada hükmen kesinleşenlerin dava dosyaları, mahkeme kararları ve bilirkişi raporları getirtilmeli, orman tahdidine ilişkin ilgili tüm harita ve tutanaklar, en eski tarihli memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğrafları ilgili Yönetimden getirtilmeli,
Daha sonra, serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir uzman orman yüksek mühendisi bulunamadığı takdirde orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan ve bir ziraat uzmanından oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte; var ise mera nitelikli tapu ve vergi kayıtları ile mera tahsis kararları yeterince yaşlı bilirkişiler vasıtasıyla uygulanarak, çekişmeli parsellerin bu kayıtlar kapsamında kalıp kalmadığı, mera sayılan yerlerden olup olmadığı yöntemince saptanmalı, bu konuda komşu köylerden belirlenecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları dinlenmeli,
En eski tarihli memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğrafları, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; l4.03.l989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli, hakim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; orman kadastrosu yapılmış ise fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, en az 15-20 adet orman sınır noktasını içeren ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli; yukarıda değinilen eski tarihli memleket haritası, amenajan planı ve hava fotoğrafı fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, çekişmeli parsellerin orman sayılan yerlerden olup olmadığı veya orman içi açıklığı olup olmadığı yönünde bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, orman içi açıklıkların 6831 sayılı Yasanın 17/2 Madesi gereğince özel mülkiyete konu teşkil edecek biçimde tapuya tescil edilemeyeceği gözetilmeli,
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, davacı tarafın tutunduğu vergi kaydı yeterince yaşlı yerel bilirişi ve tanıklar vasıtasıyla yöntemince uygulanarak kayıt kapsamı belirlenmeli, kayıt kapsamı dışındaysa, 3402 sayılı Yasanın 14. Maddesindeki kısıtlamalar ve zilyetlik yoluyla kazanma koşullarının araştırılmalıdır. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmazlar başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli ve toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin teyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 21/04/2011 günü oybirliği ile karar verildi.